HAYATI EĞLENCELİ, MUTLU ve BAŞARILI YAŞAMAK
Günümüzün yoğun, stresli ve hızlı temposunda birçok insanın hedeflediği; hayatı eğlenceli, mutlu ve başarılı yaşayabilmektir. Kulağa hoş gelse ve birçok insan bu arzusunu hemen her ortamda dillendirse de, yaşamda bu düşünceyi uygulamaya geçirebilmek çok zor, diyebilirsiniz. Aslında evet zor ama, istendiğinde başarılabilecek bir yaşam tarzıdır. Ancak ne yazık ki olayları değerlendirmede yapılan hatalar, öncelikleri doğru belirleyememek vb. nedenler yaşamı renklendirmeye, zenginleştirmeye ve güzel sonuçlara ulaşmaya engel olabilmektedir.
Bu gün sizinle paylaşacağım tecrübeler belki de bir ışık tutabilecektir, hayatınızı eğlenceli, mutlu ve başarılı yaşamanız için.
Her insanın yaşamdaki başarı ve mutluluğunun belirleyicileri farklı olsa da, sizce bu hedefe ulaşmanın yolu nedir? Diye sorsam cevabınız ne olurdu?
Çok para kazanmak mı?
Hani halk arsında hep ifade edilen mühim şahsiyetlerden biri olmak mı?
Yaptıklarınızın karşılığında takdir edilmek mi?
Daha onlarca soru sorabilirim size bu konuda. Ama sonuçta iş dönüp dolaşıp size gelir. Yani sizin yaşamda eğlenceden, mutluluk ve başarıdan ne anladığınıza ve ne beklediğinize. Bu noktada işin özünün ayrıntılarda gizli olduğunu unutmak gerekiyor.
Mutsuzluk ifadelerinden bir tanesidir, “işimi pek sevmiyorum ama ne yapalım para kazanmak için ya da bir kere tercih ettim ve bu işi sürdürmek zorundayım” sözü. Yok mudur bu mutsuzluk ortamından kurtulmanın bir yolu?
Var tabiî ki.
Bu yol yaptığınız işe sizin değer ve anlam katabilmenizden geçer. O değer ve anlam sizin standart olarak yapılan işte fark yaratmanızı ve mutlu olabilmenizi sağlayacaktır.
Para kazanmak, hem de çok para kazanmak. Etrafımızda çok para kazanıyor diye gördüğümüz o kadar çok insan var ki? Hayatı eğlenceli, mutlu ve başarılı yaşamanın yolu buradan mı geçiyor diye düşünülebilir. Burada da yine mutluluk para kazanma da değil, kazanılan paranın kullanılmasındaki ayrıntıda saklı.
İşte size bu noktada bir sözü hatırlatacağım;
“Veren el, alan elden her zaman üstündür” . Kazandıklarınızla, çevrenize kazandırdıklarınız, işte sizin iç huzuru yakalamanız için önemli bir fırsat.
Siz ne verdiğinize ve karşılığında kime neler kazandırdıklarınıza odaklandığınızda iç huzuru, mutluluğu ve başarıyı daha rahat yakalayabilirsiniz.
Hepimiz okul sıralarından geçtik. Öğretmenlik kutsal bir meslektir. Ülkemizdeki öğretmenlerimizin şartları da bellidir. Ya, her gün bu kadar çocuğun, velinin kahrını çekiyorum diyebilirsiniz, ya da bugüne kadar kaç tane çocuğun yetişmesine katkı sağladığınızı ve daha hangi çocukların geleceğini nasıl daha da farklı şekillendirebileceğinize odaklanır ve yeni projelerle heyecan duyabilirsiniz.
Hangisi sizi mutlu edecektir? Ya yaptığınız işin bir zorunluluktan ibaret olduğunu düşüneceksiniz ve mutsuzluğa yakın olacaksınız, ya da vermenin almaktan daha büyük bir haz olduğunu düşünerek yine mutlu olacaksınız.
Doğru seçim yapmanız hayatınızı eğlenceli, mutlu ve başarılı yaşamınızı sağlayacaktır.
Dünyada denizyıldızını kurtaran birçok insan vardır. O noktada yapılanlarda da bir sıradanlaşma söz konusudur. Önemli olan, o iyi niyet elçisi insanların arasından yaptıklarınızı farklılaştırarak sıyrılabilmektir. O insanların lideri olabilmektir.
Gelelim ikinci soruya. Mühim insan olmak.
Sizce etrafınızdaki hangi insan önemli değildir? Sayabilir misiniz?
Sayamadınız mı?
Yoksa hepsinin bir önemi var mı?
Evet. Yaşamda önce kendimiz olmak üzere her insanın bir değeri vardır.
Ve biz bunun farkına şimdi vardıysak eğer, yaşamımızın bundan sonra daha eğlenceli, mutlu ve başarılı geçeceğini düşünebiliriz. Önemli olan çevremizdeki insanlar ile paylaştıklarımızı ve paylaşabileceklerimizi arttırabilmemizdir.
Zaten çevremizin farkındaysak, o zaman söylenecek bir söz yok. Siz de bunu başaran ender insanlardan bir tanesisiniz.
Yaptıklarınızın takdir edilmemesi hayatınızı eğlenceli, mutlu ve başarılı yaşamanızın önünde bir engel midir? Diye sorsam. Bu soruya cevabınız ne olurdu?
Evet mi, hayır mı?
Burada daha önceki yazılarımda sizinle paylaştığım;
“Marifet iltifata tabidir, iltifatsız marifet zayidir.” Sözü aklıma geldi.
Ya gelmezse o iltifat. O zaman ne olacak?
Yapılan hiçbir iyi niyetli çalışma ve emek karşılıksız kalmaz.
Siz işinizi doğru yaptığınızdan emin olun. Gelecek olan iltifat sizin için daha da anlamlı olacaktır.
Hayatınızı eğlenceli, mutlu ve başarılı yaşamanız dileği ile…
15 Mart 2010 Pazartesi
9 Mart 2010 Salı
BAŞARININ SIRRI İLİŞKİLERDE YATIYOR
Yaşamımız süresince bir çok insanla iletişimimiz olur. Bu iletişim çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir. Yeni girdiğiniz bir iş ortamı, bir yemek, bir toplantı, bir alışveriş, yaşadığınız yerdeki komşularınız veya veya veya… Bu ortamları çoğaltabilirsiniz. Her zaman söylendiği gibide çok azıyla frekans yakalarsınız. Önce arkadaşlık sonrada belki dostluğu yakalayabileceğiniz. Bazen de karşınıza çıkan insan sizi o kadar şaşırtır ki, “benim gibi bir insan,böyle insanlar olabileceğini artık hiç düşünmüyordum” diyebilirsiniz. Ve kendinizi şanslı görebilirsiniz.
Burada düşünmenizde bir fayda var. O frekans yakaladığınız insanlar veya aynen sizin gibi olanlar. Onlarla yakalayabildiğiniz frekans acaba sizden mi kaynaklanıyor, yoksa karşınızdakinden mi? Yoksa her ikinizin özellikleri mi bu frekansın doğmasına neden oldu?
İşte cevabını vermeniz gereken kritik bir soru.
Vereceğiniz bu cevap belki de kendiniz daha iyi tanımanıza yardımcı olacaktır.
Aslında “benim gibi bir insan yok” düşüncesi her zaman için motivasyonunuzu negatif yönde etkileyebilen bir tarz olabilir. Bu düşünce tarzı peşinden “ben yapıyorum ama onlar yapmadan kazanıyorlar” düşüncesini getirebilir. Getirse de siz siz olun bu hisse kapılmayın.
Düşünün sizin diğer insanlardan ayrı olan yönünüz nedir?
Çok mu fedakarsınız? Fazla mı iyimsersiniz? Paylaşımcı bir insan mısınız?
Nesiniz siz? Bir tanımlayın bakalım.
Tanımlayın ama bu tanımlama da bir şeyi unutmayın. Fedakarda olsanız, iyimserde olsanız veya paylaşımcıda… Eğer insanlarla iletişiminiz olmazsa o fedakarlıkları, paylaşımları yapabilir misiniz?
Hepsinin başlangıcı iletişim değil midir?
İşte başarınızın birinci sırrı…
Samimi ve içten ilişkiler… O ilişkiler ki sizi başarının doruklarına alır götürür. Mutluluğunuz ise başarı kelimesinden ne beklediğinize bağlı.
İkinci sır ise…
Siz farkında mısınız bilmem ama…
İnsanları faydalanılacak bir araç olarak gören bir çok kişi var. Hatta o kişi bir yöneticide olabilir veya kendini lider sananda!...
Önemli olan etrafınızdaki herkesi insan olarak görebilmektir.
Üçüncü sır ise…
Yaptığınız iş ne olursa olsun ortak nokta insanlara yaptıklarınızla değer katabilmektir.Bazı insanlar vardır sadece kendini anlatır.Bazıları ise kimlerle ve nasıl başarıya ulaştıklarını anlatır.
O insanlar kendisini yukarıya taşırken kurumlarını ve ekip arkadaşlarını da yukarıya taşır.
Ve siz bunu çok iyi biliyorsunuz.
Dördüncü sır…
İnancınız. İnanıyorsunuz. İnsanlar doğru iletişime doğrulukla cevap verebilirler. Bunu başarmakta yazımın başında belirttiğim gibi kimden nasıl kaynaklandığını bilmekten geçer. O zaman yönünüzü daha doğru çizebilirsiniz.
Altıncı sır…
Özgüveniniz. O özgüveni size sağlayanda çalışkanlığınız ve bilginiz.
Tüm bu sırlar sizin doğru ilişkiler kurmanıza yardımcı olacaktır. O ilişkilerde başarıyı getirecektir.
Her ne kadar kıskananlarınız olsa bile…
Evet, dostlarınız az olabilir, ama başarınızı alkışlayanlar çok olacaktır.
Yaşamımız süresince bir çok insanla iletişimimiz olur. Bu iletişim çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir. Yeni girdiğiniz bir iş ortamı, bir yemek, bir toplantı, bir alışveriş, yaşadığınız yerdeki komşularınız veya veya veya… Bu ortamları çoğaltabilirsiniz. Her zaman söylendiği gibide çok azıyla frekans yakalarsınız. Önce arkadaşlık sonrada belki dostluğu yakalayabileceğiniz. Bazen de karşınıza çıkan insan sizi o kadar şaşırtır ki, “benim gibi bir insan,böyle insanlar olabileceğini artık hiç düşünmüyordum” diyebilirsiniz. Ve kendinizi şanslı görebilirsiniz.
Burada düşünmenizde bir fayda var. O frekans yakaladığınız insanlar veya aynen sizin gibi olanlar. Onlarla yakalayabildiğiniz frekans acaba sizden mi kaynaklanıyor, yoksa karşınızdakinden mi? Yoksa her ikinizin özellikleri mi bu frekansın doğmasına neden oldu?
İşte cevabını vermeniz gereken kritik bir soru.
Vereceğiniz bu cevap belki de kendiniz daha iyi tanımanıza yardımcı olacaktır.
Aslında “benim gibi bir insan yok” düşüncesi her zaman için motivasyonunuzu negatif yönde etkileyebilen bir tarz olabilir. Bu düşünce tarzı peşinden “ben yapıyorum ama onlar yapmadan kazanıyorlar” düşüncesini getirebilir. Getirse de siz siz olun bu hisse kapılmayın.
Düşünün sizin diğer insanlardan ayrı olan yönünüz nedir?
Çok mu fedakarsınız? Fazla mı iyimsersiniz? Paylaşımcı bir insan mısınız?
Nesiniz siz? Bir tanımlayın bakalım.
Tanımlayın ama bu tanımlama da bir şeyi unutmayın. Fedakarda olsanız, iyimserde olsanız veya paylaşımcıda… Eğer insanlarla iletişiminiz olmazsa o fedakarlıkları, paylaşımları yapabilir misiniz?
Hepsinin başlangıcı iletişim değil midir?
İşte başarınızın birinci sırrı…
Samimi ve içten ilişkiler… O ilişkiler ki sizi başarının doruklarına alır götürür. Mutluluğunuz ise başarı kelimesinden ne beklediğinize bağlı.
İkinci sır ise…
Siz farkında mısınız bilmem ama…
İnsanları faydalanılacak bir araç olarak gören bir çok kişi var. Hatta o kişi bir yöneticide olabilir veya kendini lider sananda!...
Önemli olan etrafınızdaki herkesi insan olarak görebilmektir.
Üçüncü sır ise…
Yaptığınız iş ne olursa olsun ortak nokta insanlara yaptıklarınızla değer katabilmektir.Bazı insanlar vardır sadece kendini anlatır.Bazıları ise kimlerle ve nasıl başarıya ulaştıklarını anlatır.
O insanlar kendisini yukarıya taşırken kurumlarını ve ekip arkadaşlarını da yukarıya taşır.
Ve siz bunu çok iyi biliyorsunuz.
Dördüncü sır…
İnancınız. İnanıyorsunuz. İnsanlar doğru iletişime doğrulukla cevap verebilirler. Bunu başarmakta yazımın başında belirttiğim gibi kimden nasıl kaynaklandığını bilmekten geçer. O zaman yönünüzü daha doğru çizebilirsiniz.
Altıncı sır…
Özgüveniniz. O özgüveni size sağlayanda çalışkanlığınız ve bilginiz.
Tüm bu sırlar sizin doğru ilişkiler kurmanıza yardımcı olacaktır. O ilişkilerde başarıyı getirecektir.
Her ne kadar kıskananlarınız olsa bile…
Evet, dostlarınız az olabilir, ama başarınızı alkışlayanlar çok olacaktır.
28 Şubat 2010 Pazar
ALIŞVERİŞİN SAHNE ARKASI
Giyimden gıdaya geniş bir ürün yelpazesine sahip olan organize perakende sektöründe AVM’ lerin ve zincir marketlerin ülkemizde yaygınlaşması, alışveriş kültürü açısından değişimin başlangıcı olmuştur.
Değişen bu alışveriş kültüründe, hiç düşündünüz mü bir mağazadan veya bir raftan aldığınız o ürün size ulaşana kadar hangi yollardan geçiyor? Nasıl bir sistem var ki binlerce ürün mağazalarda veya market raflarında yer alıyor? Sahnenin arkasında inanılmaz bir süreç var. Ve o sürecin müşteri mutluluğu için tıkır tıkır çalışması gerekiyor. Gelin o sürece bir göz atalım. Burada bu sürecin iki dinamiğinin “ Perakende” ve “Lojistik” olduğunu bilmek gerekiyor.
Türkiye’ de son yıllarda hızla gelişen ve gelecekte de gelişmeye ve büyümeye devam edecek olan önemli sektörlerin ilk sıralarında yer alıyor perakende ve lojistik.
Uluslararası markaların da ülkemize girmesiyle, müşteri yepyeni bir mağazacılık ve alışveriş yöntemiyle tanışmıştır. Organize perakende sektöründeki büyüme 2008 krizi ile birlikte ve 2009 yılının üçüncü çeyreğine kadar da devam eden süreçte bir yavaşlama içinde olmakla beraber, 2010 yılından itibaren tekrar hızlanmaya başlanacağı tahmin edilmektedir. Görüşlerini ve öngörülerini aldığım bazı mağaza ve AVM müdürü arkadaşlarım da bu beklentileri doğrulamıştır.
2009 yılında AMPD verilerine göre 75 milyar dolarlık iş hacmiyle Türkiye’nin en hızlı büyüyen sektörü olma yolunda olan organize perakende sektörü için lojistik olmazsa olmaz bir süreçtir.
PERAKENDE LOJİSTİĞİ
Perakende sektörünün müşterilerine sunduğu sınırsız sayıdaki ürün çeşitliliği, ürün tedarikinde karşı karşıya kalınan bazı sorunların da hızlı bir şekilde çözülmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Günümüzde müşteri bilincinin artması, pazarda aynı özelliklere sahip alternatif ürünlerin ve markaların çoğalması ile rekabet daha da zorlayıcı hale gelmiştir. Bu yoğun rekabet ortamında markaların müşterilerin kendi ürünlerini tercih etmelerini sağlamak üzere dikkat ettikleri en önemli kriterlerden bir tanesi rafta bulunabilirliktir. Marka sahibi, raf önüne gelen müşteriye istediği özelliklerdeki ürünü bulma imkanını her zaman sunmalıdır.
Bu arada orta büyüklükte bir markette minimum 10 bin çeşit ürünün bulunduğunu da burada belirtelim. Keza 3000 m2’ lik bir mağazada giyimden ev eşyasına kadar yaklaşık 140.000 ürün çeşidi yer alıyor.
Bu durum hem müşteri açısından hem de marka açısından kritik bir noktadır. Müşteri ihtiyacını her zaman için benzer özelliklere sahip, alternatif bir marka ile karşılayabilir. Marka açısından da rafta bulunabilirlik iki açıdan önemlidir. Birincisi rafta zamanında ya da hiç yer alamamak, müşteri kaybı yaratabilir, ikincisi ise rafta bulunması gereken ürün miktarının doğru tespit edilmesi önemlidir ve eğer ihtiyaçtan fazla ürün bulunduruluyorsa bu durum stok maliyetini de beraberinde getirecektir. Ürün doğru yerde, doğru zamanda ve doğru miktarda bulunmuyorsa lojistik iş süreçlerinde bir sıkıntı var demektir.
Ülkemizde özellikle AVM sayısın artışına bağlı olarak artan ve yurt geneline yayılan mağaza sayılarını göz önüne aldığımızda müşteri tatmini ve ürün çeşitliliğinden yola çıkarak perakende lojistiğinde ürünün tam zamanında sevk edilmesi, izlenebilirliği, dağıtım merkezi ve mağazalar arasındaki transferlerin zamanında yapılması, mağaza içindeki depo ve raf arasındaki ürün akışının doğru yönetilmesi önemlidir.
Müşterinin ürün tercihindeki bir diğer kriterin fiyat olduğunu dikkate aldığımızda ise karşımıza maliyet faktörü çıkmaktadır. Maliyet konusunda, perakende lojistiğinin doğru yönetilememesi ürün fiyatlarının yukarı çıkmasına neden olacaktır. Sektörler arasında farklılık olsa da bir ürünün satış fiyatının % 4’ü ile % 20’ sini lojistik giderler oluşturmaktadır.
Dünya bankasına göre ürünlerin taşınmasındaki 1 günlük gecikme ticaretin % 1 daralmasına yol açmaktadır. Lojistik maliyetlerindeki % 10 artış ise ticarette % 20 azalma getiriyor.
Perakende Lojistik Yönetiminin doğru bir şekilde yapılabilmesinde dikkat edilmesi gereken bir konu da, tedarikçiden müşteriye kadar olan süreçte görev ve sorumluluk alanlar arasında etkin bir iletişimin olmasının gerekliliğidir. Burada da IT sistemi devreye girecektir. İnsan kaynakları tarafında ise doğru işe doğru insan bakış açısıyla sisteminin kurulmuş olması gerekmektedir.
Sürecin ürünün raftan müşteri tarafından satın alınması ile bitmediğini unutmamak gerekiyor. Ürünün müşteri tarafından herhangi bir nedenle geri getirilmesi ve değişiminin sağlanması da perakende lojistiğinin önemli bir ayağını oluşturmaktadır.Burada geri dönüş lojistiği (tersine lojistik) devreye giriyor. Uzun bekleme süreleri ve müşteri talebine anında cevap verilememesi müşteri kayıplarına yol açabilmektedir.
Farklı ve ilginç bir örnekte ülkemizde de yaygınlaşan hemen hemen herkesin ortak zevki olan kahve den. Fincanınızda zevkle yudumladığınız kahvenin 18 ayrı ülkeden 29 firmanın ortak çalışmasına ihtiyaç olduğunu biliyor muydunuz?
Organize perakende sektörünün yapısındaki bu değişimlere paralel olarak lojistik sektörü de dünya ticaretindeki artan ülke hacmimizle birlikte büyümüş, lojistik firmaları da ülke sınırları içinde yaygınlaşan sektörlere yönelik olarak kendilerine yeni ihtisas alanları yaratmışlardır. Bu alanlardan bir tanesi perakende lojistiğidir. Söz konusu Perakende sektörü olduğunda, sadece bu sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilmek için dahi ürün yapısına ve dağıtım kanalları organizasyonuna göre kendi süreçlerini yeniden yapılandırmışlardır.
Artık lojistik firmaları organize perakende sektöründeki B2B ve B2C süreçlerinde etkin bir şekilde rol almaktadırlar.
Gençlere bir önemli not; Perakende ve lojistik sektörü Türkiye’nin yeni ve gelişen sektörleri. Ve bu iki sektör yeni bir istihdam ve kariyer yolu açıyor. Perakende ve lojistik alanında artık bir çok üniversitede eğitim imkanı bulabilirsiniz. Her iki sektörün de büyümeye devam edeceğini göz önüne aldığımızda çalışan ihtiyacı da o paralelde artmaktadır.
Firma ziyaretlerinde görüşme imkanı bulduğum Intercombi Lojistik İK Müdürü Hale Kiper ve Borusan Lojistik İK Müdürü Tuğba Paşalı’ da sohbetimizde aynı konulara değindiler. Hale hanım ayrıca lojistikte IT alanında da çalışan ihtiyaçları olduğunu belirttiğini de sizlerle paylaşmak isterim.
Eğitim ve mesleki tercihlerinizde size öneririm.
Giyimden gıdaya geniş bir ürün yelpazesine sahip olan organize perakende sektöründe AVM’ lerin ve zincir marketlerin ülkemizde yaygınlaşması, alışveriş kültürü açısından değişimin başlangıcı olmuştur.
Değişen bu alışveriş kültüründe, hiç düşündünüz mü bir mağazadan veya bir raftan aldığınız o ürün size ulaşana kadar hangi yollardan geçiyor? Nasıl bir sistem var ki binlerce ürün mağazalarda veya market raflarında yer alıyor? Sahnenin arkasında inanılmaz bir süreç var. Ve o sürecin müşteri mutluluğu için tıkır tıkır çalışması gerekiyor. Gelin o sürece bir göz atalım. Burada bu sürecin iki dinamiğinin “ Perakende” ve “Lojistik” olduğunu bilmek gerekiyor.
Türkiye’ de son yıllarda hızla gelişen ve gelecekte de gelişmeye ve büyümeye devam edecek olan önemli sektörlerin ilk sıralarında yer alıyor perakende ve lojistik.
Uluslararası markaların da ülkemize girmesiyle, müşteri yepyeni bir mağazacılık ve alışveriş yöntemiyle tanışmıştır. Organize perakende sektöründeki büyüme 2008 krizi ile birlikte ve 2009 yılının üçüncü çeyreğine kadar da devam eden süreçte bir yavaşlama içinde olmakla beraber, 2010 yılından itibaren tekrar hızlanmaya başlanacağı tahmin edilmektedir. Görüşlerini ve öngörülerini aldığım bazı mağaza ve AVM müdürü arkadaşlarım da bu beklentileri doğrulamıştır.
2009 yılında AMPD verilerine göre 75 milyar dolarlık iş hacmiyle Türkiye’nin en hızlı büyüyen sektörü olma yolunda olan organize perakende sektörü için lojistik olmazsa olmaz bir süreçtir.
PERAKENDE LOJİSTİĞİ
Perakende sektörünün müşterilerine sunduğu sınırsız sayıdaki ürün çeşitliliği, ürün tedarikinde karşı karşıya kalınan bazı sorunların da hızlı bir şekilde çözülmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Günümüzde müşteri bilincinin artması, pazarda aynı özelliklere sahip alternatif ürünlerin ve markaların çoğalması ile rekabet daha da zorlayıcı hale gelmiştir. Bu yoğun rekabet ortamında markaların müşterilerin kendi ürünlerini tercih etmelerini sağlamak üzere dikkat ettikleri en önemli kriterlerden bir tanesi rafta bulunabilirliktir. Marka sahibi, raf önüne gelen müşteriye istediği özelliklerdeki ürünü bulma imkanını her zaman sunmalıdır.
Bu arada orta büyüklükte bir markette minimum 10 bin çeşit ürünün bulunduğunu da burada belirtelim. Keza 3000 m2’ lik bir mağazada giyimden ev eşyasına kadar yaklaşık 140.000 ürün çeşidi yer alıyor.
Bu durum hem müşteri açısından hem de marka açısından kritik bir noktadır. Müşteri ihtiyacını her zaman için benzer özelliklere sahip, alternatif bir marka ile karşılayabilir. Marka açısından da rafta bulunabilirlik iki açıdan önemlidir. Birincisi rafta zamanında ya da hiç yer alamamak, müşteri kaybı yaratabilir, ikincisi ise rafta bulunması gereken ürün miktarının doğru tespit edilmesi önemlidir ve eğer ihtiyaçtan fazla ürün bulunduruluyorsa bu durum stok maliyetini de beraberinde getirecektir. Ürün doğru yerde, doğru zamanda ve doğru miktarda bulunmuyorsa lojistik iş süreçlerinde bir sıkıntı var demektir.
Ülkemizde özellikle AVM sayısın artışına bağlı olarak artan ve yurt geneline yayılan mağaza sayılarını göz önüne aldığımızda müşteri tatmini ve ürün çeşitliliğinden yola çıkarak perakende lojistiğinde ürünün tam zamanında sevk edilmesi, izlenebilirliği, dağıtım merkezi ve mağazalar arasındaki transferlerin zamanında yapılması, mağaza içindeki depo ve raf arasındaki ürün akışının doğru yönetilmesi önemlidir.
Müşterinin ürün tercihindeki bir diğer kriterin fiyat olduğunu dikkate aldığımızda ise karşımıza maliyet faktörü çıkmaktadır. Maliyet konusunda, perakende lojistiğinin doğru yönetilememesi ürün fiyatlarının yukarı çıkmasına neden olacaktır. Sektörler arasında farklılık olsa da bir ürünün satış fiyatının % 4’ü ile % 20’ sini lojistik giderler oluşturmaktadır.
Dünya bankasına göre ürünlerin taşınmasındaki 1 günlük gecikme ticaretin % 1 daralmasına yol açmaktadır. Lojistik maliyetlerindeki % 10 artış ise ticarette % 20 azalma getiriyor.
Perakende Lojistik Yönetiminin doğru bir şekilde yapılabilmesinde dikkat edilmesi gereken bir konu da, tedarikçiden müşteriye kadar olan süreçte görev ve sorumluluk alanlar arasında etkin bir iletişimin olmasının gerekliliğidir. Burada da IT sistemi devreye girecektir. İnsan kaynakları tarafında ise doğru işe doğru insan bakış açısıyla sisteminin kurulmuş olması gerekmektedir.
Sürecin ürünün raftan müşteri tarafından satın alınması ile bitmediğini unutmamak gerekiyor. Ürünün müşteri tarafından herhangi bir nedenle geri getirilmesi ve değişiminin sağlanması da perakende lojistiğinin önemli bir ayağını oluşturmaktadır.Burada geri dönüş lojistiği (tersine lojistik) devreye giriyor. Uzun bekleme süreleri ve müşteri talebine anında cevap verilememesi müşteri kayıplarına yol açabilmektedir.
Farklı ve ilginç bir örnekte ülkemizde de yaygınlaşan hemen hemen herkesin ortak zevki olan kahve den. Fincanınızda zevkle yudumladığınız kahvenin 18 ayrı ülkeden 29 firmanın ortak çalışmasına ihtiyaç olduğunu biliyor muydunuz?
Organize perakende sektörünün yapısındaki bu değişimlere paralel olarak lojistik sektörü de dünya ticaretindeki artan ülke hacmimizle birlikte büyümüş, lojistik firmaları da ülke sınırları içinde yaygınlaşan sektörlere yönelik olarak kendilerine yeni ihtisas alanları yaratmışlardır. Bu alanlardan bir tanesi perakende lojistiğidir. Söz konusu Perakende sektörü olduğunda, sadece bu sektörün ihtiyaçlarına cevap verebilmek için dahi ürün yapısına ve dağıtım kanalları organizasyonuna göre kendi süreçlerini yeniden yapılandırmışlardır.
Artık lojistik firmaları organize perakende sektöründeki B2B ve B2C süreçlerinde etkin bir şekilde rol almaktadırlar.
Gençlere bir önemli not; Perakende ve lojistik sektörü Türkiye’nin yeni ve gelişen sektörleri. Ve bu iki sektör yeni bir istihdam ve kariyer yolu açıyor. Perakende ve lojistik alanında artık bir çok üniversitede eğitim imkanı bulabilirsiniz. Her iki sektörün de büyümeye devam edeceğini göz önüne aldığımızda çalışan ihtiyacı da o paralelde artmaktadır.
Firma ziyaretlerinde görüşme imkanı bulduğum Intercombi Lojistik İK Müdürü Hale Kiper ve Borusan Lojistik İK Müdürü Tuğba Paşalı’ da sohbetimizde aynı konulara değindiler. Hale hanım ayrıca lojistikte IT alanında da çalışan ihtiyaçları olduğunu belirttiğini de sizlerle paylaşmak isterim.
Eğitim ve mesleki tercihlerinizde size öneririm.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


