28 Nisan 2015 Salı


LOJİSTİK ŞİRKETLERİNDE KRİTİK BAŞARI FAKTÖRLERİ (4)
Şirketlerin sürdürülebilir başarı, büyüme ve karlılık hedeflerine ulaşabilmek için yönetim doğru ve etkili kararlar almalıdır. Bunu gerçekleştirebilmek içinse lider kadrosundan başlayarak çalışanların iş süreçlerini daha iyi kontrol etmeleri ve karar alma mekanizması içinde doğru bilgiye doğru zamanda ulaşmaları gerekmektedir.
Bir hizmet sektörü olan lojistik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerimiz için bu konu çok daha önemlidir. Dolayısıyla bu gerekliliğin yerine getirilebilinmesi için işletmelerimizde üst yönetim tarafından Kurumsal Performans Yönetiminin etkin olarak uygulanabilmesi sağlanmalıdır.
Böylelikle geliştirilen stratejilerin hedef gerçekleşmeleri ve olası risk değerlemeleri zamanında analiz edilebilecek ve hazırlanacak analiz raporlarına göre daha hızlı ve güvenilir kararlar alarak oluşturulacak alternatif stratejiler devreye alınabilecektir.
Karlılığının ve maliyet yönetiminin günümüz ekonomi şartlarında işletmeler için ne kadar önemli olduğunu dikkate aldığımızda kurumsal performans yönetiminin devreye alınmasının sağlayacağı faydalardan beklide en önemlisi maliyetlerin düşürülerek karlılığının arttırılmasıdır.
Kurumsal performans yönetiminin temel yaklaşımı işletmelerin tüm finansal ve operasyonel faaliyetlerinin planlanması, bütçelenmesi, analiz edilmesi, raporlamasını sağlamaktır. Bunun için işletmelerin bilgi teknolojisi alt yapısı sistemin kurulmasına ve yönetilmesine uygun olmalıdır.

Ağırlıklı olarak geleneksel yaklaşımla işletme faaliyetlerini sürdüren lojistik sektöründe kullanılan kaynaklar ve pazardaki rekabet şartlarını dikkate alarak sektörün risk değerlemesine baktığımızda şirketlerin kurumsal performans yönetiminin kritik başarı faktörleri arasında yerini alması gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu değerlendirmeler çerçevesinde kurumsal performans yönetiminin etki alanlarını oluşturulan stratejilerin yönetimi, performans esaslı bütçe yönetimi, karlılık ve maliyet yönetimi ve finansal yönetim olarak sıralayabiliriz.
Stratejilerin yönetilmesinde KPY ile şirketler hedeflere ulaşabilmek için oluşturulan stratejiler çerçevesinde uygulanacak süreçlerin performanslarını, takım performanslarını ve bireysel performansları takip ederek yönetimsel başarı sağlayabileceklerdir. Burada başarı sağlayabilmek için özellikle süreçlerin doğru performans KPI’larına bağlanması gereklidir. Doğru KPI’larla risk yönetimi, ana faaliyetlere odaklanabilme, çalışanların süreçteki performans etkilerinin takip edilebilmesi, şirketin temel göstergelerinin stratejik hedefler doğrultusunda performans gerçekleşmelerinin izlenmesi, iyileştirme yapılacak alanların yakalanabilmesi sağlanacaktır.

Performans esaslı bütçeleme ise kurumsal performans yönetiminde bir diğer etki alanıdır. Bütçenin stratejiler ve hedefler ile uyumlu olması gerekmektedir. Böylelikle bütçe ile stratejiler ve hedefler arasında tam bir entegrasyon sağlanarak göstergelerin güncel olarak takibi sağlanabilmektedir. Bu durum günceli takip etmenin yanında gelecek planlamaları açısından da önemli bir veri kaynağı oluşturacaktır. Sektörde bugün halen daha bütçeleme konusunda eksik uygulamalar vardır. Bu durum şirketler için büyük bir risk oluşturmaktadır.
Maliyet ve karlılık yönetiminde ise zaman çok önemlidir. Eğer sonuçları zamanında elde edemezsek karar verme ve uygulamaya geçme konusunda ciddi bir zaman kaybı oluşacaktır. Faaliyetlerin bütçe açısından hedef sonuç gerçekleşmelerinin tanımlanması ve izlenmesi, direkt ve endirekt maliyetlerin yönetimi, kar ve zararın nerelerde oluştuğunun takibi performans esaslı bütçeleme ile mümkündür.

Finansal yönetimde ise işletme faaliyetleri için gerekli olan kaynakların sağlanmasına direkt etki eden finansal performansın takibi sağlanacaktır. Özellikle lojistik sektöründe hizmetin stoklanamaması ve gelir gider dalgalanmalarından dolayı finansal risk oldukça yüksektir.

Sonuç olarak hizmet sektörü olarak lojistik sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin gerçek kar ve zararlarını görebilmeleri kurumsal performans yönetimi ile mümkündür.





LOJİSTİK ŞİRKETLERİNDE KRİTİK BAŞARI FAKTÖRLERİ(3)
FİNANSMAN YÖNETİMİ
Dünya ölçeğinde rekabetin etkilerinin yoğun olarak hissedilmeye başladığı iki binli yılların başından itibaren finans yönetiminin, işletmelerin kritik süreçleri arasındaki yeri ve önemi giderek artmış ve artmaya da devam etmektedir. Global rekabet edilebilirlikte şirket kaynaklarından optimum düzeyde faydalanmak için, daha planlı hareket etmek gerekir. Bu planlamayı yapabilmek için de şirketlerin yönetiminin şirketin finansal göstergelerine güncel olarak hakim olması ve ardından güncel finansal raporlarla doğru analizler yapması önemlidir. Lojistik Sektörünün yüklenmiş olduğu toplam kredi hacmine baktığımızda, BDDK ve TCMB verilerine göre taşımacılık ile diğer taşımacılık ve depolama sektörü başlıklarında 2013 yılında 2012 yılının aynı dönemine göre yaklaşık % 16’ lık bir artış olmuştur. Bu açıdan da sektörde faaliyet gösteren işletmeler için finansal yönetimin önemi artmıştır.
Oluşan bu ekonomik şartlar çerçevesinde özellikle lojistik hizmet sağlayan şirketlerin, performans esaslı bütçelemeyi uygulamaları bir gerekliliktir. Sektör için özellikle diye vurgulamamızın nedeni, bir hizmet sektörü olmasından kaynaklanmaktadır. Hizmet sektörü olarak lojistikte gider dalgalanma riskinin daha fazla olmasındandır.
Doğru projeksiyonlarla hazırlanacak olan bütçe ve bütçe analizleri, gerçek giderlerin güncel olarak takibini kolaylaştıracaktır. Bütçenin sağlayacağı bir diğer fayda ise işletme faaliyetlerinden elde edilen nakit akışının ve faaliyet karının da güncel olarak takip edilmesidir. Günümüzde lojistik sektörünün önündeki en büyük risklerden birinin faaliyet karı gerçekleşmelerinin olduğunu dikkate aldığımızda, gerçekleştirilen her bir işletme faaliyetinin karlılık performansının ve bütçe uyumunun takibi gereklidir.
İşletmenin faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için gerekli olan finansman kaynaklarının sağlanmasında alternatifler arasında tercih edilen yöntem ise dikkat edilmesi gereken bir diğer noktadır. Öncelikle finansman ihtiyacının karşılanmasında dış kaynak kullanımı veya öz sermaye kullanımı arasında bir denge kurulmasında fayda vardır. Bu noktada, dış kaynak kullanımında yanlış bir strateji izlenmesi sonucu ortaya çıkacak olan verimsizliğin karşılığı finansman maliyetindeki artış olacaktır. Bu durum ise direkt olarak karlılığı etkileyebilecektir.
Finansman açısından olumsuz bir tablonun yaşanmaması için öncelikle tüm faaliyetlerin reel bir değerlemesi yapılarak, optimum işletme sermayesinin ne hacimde olması gerektiği belirlenmelidir. Daha sonra ise finansmanın optimizasyonuna karar verilmeli ve son olarak da kaynak değerlemesi yapılmalıdır. Bu çalışmalar yapılırken dikkate alınması gereken konular ise işletmenin faaliyet yapısı ve hedefleri, faaliyet gösterilen sektörün yapısı ve pazarın yapısındaki ekonomik değişkenliklerdir.
Her zaman vurguladığımız gibi Lojistik sektörü bir hizmet sektörüdür ve üretilen hizmet stoklanamaz. Konuya bu açıdan yaklaştığımızda, yine finansman riski ile karşı karşıya kalmamak için yatırımlarda atıl kapasitesinin oluşmamasına dikkat etmek gereklidir. Bir diğer nokta ise atıl kapasiteyi doldurmak amacıyla ve nakit akışına destek vereceği düşünülerek yapılan anlaşmalardır. Buradaki gerçek durum, kar getirmeyen bir faaliyete bağlı kapasite doluluğunun ve nakit girdisinin işletmeye orta ve uzun vadede ciddi bir finansman yükü getireceğidir.

Sonuç olarak işletme yönetimi çalışma sermayesini doğru yönetebilmeli, aktiflerinin karlılık açısından geri dönüş analizlerini güncel olarak takip etmeli ve stratejik kararlarını ona göre almalıdır. Burada finans yöneticilerine bir parantez açarsak onların rolünün ne kadar önemli olduğunu vurgulamak isterim. Finans yöneticileri çalışma planlarında analiz ve yönetim sürecine gereken önemi mutlaka vermelidirler.