GELENEKSEL YAPIDAN ORGANİZE YAPIYA LOJİSTİK SEKTÖRÜMÜZ VE YENİ EKONOMİ KURALLARI
Ülkemizde
özellikle 1980 sonrasında başlayan dışa dönük ekonomik büyüme trendiyle
birlikte lojistik sektörü de büyümeye başlamıştır. Önceleri sadece lojistiğin
önemli bir süreci olan karayolu taşımacılığında başlayan gelişim daha sonra
lojistiğin diğer süreçleriyle birlikte 3PL yaklaşımına kadar uzanmıştır. Bir
hizmet sektörü olan lojistik sektöründeki bu hızlı değişim sürecinde sadece
taşımacılıktan gelen birçok sektör oyuncusunun geleneksel yapıdan organize
yapıya geçişini de zorunlu kılmıştır.
Bugün
sektörde etkin olan birçok şirkete baktığımızda kuruluş yıllarının 1980’ li
yıllardan sonra olduğunu görürüz. 1990 yılında forwarder şirket olarak kurulan
Ekol Lojistik, 1989 yılında Ankara merkezli olarak faaliyete başlayan Reysaş
Lojistik, 1982 yılında kurulan İntercombi, 1978 yılında kurulan ve 1982 yılında
uluslararası karayolu taşımacılığına başlayan Omsan, 1973 yılında kurulan ve
2000 yılından itibaren entegre lojistik hizmet vermeye başlayan Borusan, 1987
yılında kurulan ve bugün 35 ülkede 1500 farklı noktaya hizmet götüren Türker
Lojistik, 1992 yılında kurulan Mars Lojistik örneklerinde de olduğu 20 – 30 yaş
aralığında genç bir yapıya sahip olan lojistik sektörün de geleneksel yapıdan
organize yapıya geçiş yapan ve küresel şirket olma yolunda ilerleyebilecek
şirketler olduğu gibi iş yapış ve yönetim modelleri açısından geleneksel ve
organize yapı arasında kalan sektör şirketlerinin de var olduğunu
söyleyebiliriz.
Özellikle küresel sektör şirketlerinin bizim özelliklerimize sahip
ülkelere göstereceği ilginin artarak devam edecektir ve artan bu ilginin daha
keskin küresel rekabeti ve satın almaları da beraberinde getirecektir. Lojistik sektörünün artık küresel bir sektör haline geldiğini
dikkate aldığımızda Türk Lojistik sektöründe faaliyet gösteren şirketlerimizin
yeni ekonomi şartlarına uyum göstermesi sürdürülebilir gelişim açısından büyük
önem arz etmektedir. Genç bir şirket yapısına
sahip olan sektörümüzde yaşanan hızlı değişimle organize yapıya geçen
şirketlerin artık öncelikli hedefi küresel şirket olabilmek, geleneksel yapı ve
organize yapı arasında kalan şirketlerimiz içinse hedef organize yapıya geçiş
olmalıdır. İşte her iki yapı içinde olmazsa olmaz şart yeni ekonomi kurallarına
kısaca göz atalım;
Teknoloji kullanımından
alt yapıya kadar bir çok alanda gelişim göstererek küresel şirket olabilme
aşamasına gelen şirketlerimiz için en önemli kriter “global network”e sahip
olmaktır. Global network içinse teknolojik alt yapının daha da geliştirilmesi
gerekmektedir.
Bu örnekten yola çıkarsak küresel şirket olmak isteyen lojistik şirketlerimiz var olmak istedikleri ülkelerde kendisini yerel güç haline getirecek olan şirketlerle işbirliği yapmak veya satınalmak durumundadır. Burada rekabette öne çıkacak konu küresel hizmet verebilme yetkinliğidir.
Geleneksel
yapıdan organize yapıya geçecek olan şirketler için ise ilk aşamada yapılması
gereken şirketinizin var oluş nedenini ve amacınızın ne olduğunun net olarak
ortaya konulması ve bunun çalışanlarınızla da şeffaf olarak paylaşılmasıdır.
Daha sonrada yeni ekonomi şartlarına uyum sağlayabilmek için faaliyetler en
verimli şekilde yürütülmeli ve hizmet kalitesinden taviz vermeden maliyetlerin aşağıya
çekilmesi için yapılması gerekenler belirlenmelidir.
Hizmet
kalitesinde ise özellikle hizmet optimizasyonu ön plana çıkmaktadır. Artık
müşteri siparişleri elektronik ortamda gelmekte ve elektronik ortamda bilgi
alışverişi olmaktadır. Termin sürelerine uyumun yanında müşteri ile bilgi
alışverişinin zamanında yapılması hizmet optimizasyonu açısından önemlidir.
Hizmet optimizasyonu ise iyi bir teknolojik alt yapının yanında bu teknolojiyi
etkin ve müşteri odaklı olarak kullanabilecek bir kadroyla sağlanabilir.
Diğer
taraftan bu şirketler yeni satış kanalları ve stratejik işbirlikleri oluşturabilmelidir.
Keskin rekabet koşulları yeni satış
kanallarının oluşturulması ve stratejik işbirliklerinin geliştirilmesini
zorunlu hale getirmiştir.
