1 Şubat 2010 Pazartesi

EŞİK
BEKÇİLİĞİ


Bu tanımlamayı belki de hayatınızda ilk defa duydunuz. İlk defa duyanlar için de oldukça ilginç geldiğine eminim. Aslında gazetecilik ve iletişim dünyasında kullanılan bu terim, belki de farkına varmadan günlük yaşamımıza da girmiştir.

Öncelikle bir tanımını yapalım eşik bekçiliğinin;

Haberin oluşumundan hedef kitleye ulaşmasına kadar geçen uzunca bir süreç vardır. Bu süreçte, ham olarak ortaya çıkan haberi işleyip okura, dinleyici veya izleyiciye ulaştırmadan önce bir süzgeçten geçiren ara istasyon noktalarında görev yapanlar, eşik bekçisi (gatekeeper) olarak nitelendirilir.

Bu istasyon noktalarında görev yapanlar, halkla ilişkilerde alanındaki uygulama sürecinde de olduğu gibi haber akışını kontrol etmektedir. Halkla ilişkilerdeki uygulamada nasıl ki haberin oluşum kaynağından gelen akışlar kontrol ediliyor ve medyaya bu şekilde aktarılıyorsa, medyadaki eşik bekçileri de gelen haberlerin içinden seçim yaparak ve süzerek, hedef kitle ile buluşturulacak haberleri belirlemektedir. Diğer haberler ise elimine edilmektedir.

Buradaki esas önemli nokta bu işlevi yerine getirirken, objektif ve tarafsız olmayı başarabilmektir. Bu iki etik değer eşik bekçiliğinin olmazsa olmazıdır. Hayata geçip geçmediği noktasındaki yorumları ise size bırakıyorum.

Kurumların halkla ilişkiler uzmanları ve gazeteciler bir çok kez haberin objektifliği ve tarafsız yansıtılması konusunda karşı karşıya gelebiliyorlar. Bu durum, kurumun halkla ilişkiler uzmanlarının medyanın eşik bekçilerinin önüne geçip, onların da eşik bekçiliğini yapma ve haberin kontrolünü ellerinde tutmak istemelerinden kaynaklanmaktadır.

Medyada eşik bekçiliği konusuna burada nokta koyarak, gelelim bu kavramın günlük yaşamımıza belki farkında olarak belki de farkında olmadan nasıl girdiğine.

Söz konusu olan iş yaşamı ise durum oldukça can sıkıcı olabiliyor. Nasıl mı?

Bir kurumun ister yatay olsun isterse dikey, organizasyon yapısı içinde yönetim kadrosu en üstte bir yönetim kuruluna bağlı olabilir. Yönetim Kurulu Başkanı ve yönetim kadrosu arasında bir koordinatör de olabilir. Veya bir birim müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı arasında bir Genel Müdür de. Bu yapıyı daha da derinleştirebilirsiniz. Örneğin bir halkla ilişkiler uzmanısınız ve departman müdürüne bağlı olarak çalışıyorsunuz. Görev tanımınıza göre raporlamanızı departman müdürünüze yapıyorsunuz. Bu durumda Genel Müdür ile aranızdaki iletişim noktanız departman müdürünüzdür. Bu örnekleri çoğaltabilirsiniz.

Bir düşünün. İş yaşamınızda yaptıklarınız, başardıklarınız ve performansınızın bir üst yönetime örneğimizde olduğu gibi Yönetim Kurulu Başkanına veya Genel Müdüre, departman müdürünüz tarafından tarafsız ve objektif olarak aktarıldığı konusunda hiç şüpheye düştünüz mü?

Tam tersi bir örnek olarak departman müdürü olan siz, bir üst yönetime ekip içinde yer alan bir çalışma arkadaşınızın yaptıklarını süzgeçleyerek ve kendi yargılarınızla mı anlatıyor sunuz?

Bu olaylar iş yaşamında biz “modern yönetim anlayışı ile çalışıyoruz” dense de ortaya çıkabilecek durumlardır. Her ne kadar adına Toplam Kalite Yönetimi desek de kalite söylemi içinde kalitesiz liderler ve yönetim tarzları ile karşılaşabiliyor. Üstelik kalite adına hareket ettiğini söyleyen liderlerin söylemlerinin sadece sözde kaldığını da görebilirsiniz. Burada onlara prim tanıyanların da nasıl bir yanılgı içinde olduğunu görmeleri gerekir.

İşte böyle bir sistemde eşik bekçisi konumunda departman müdürünüz, genel müdürünüz ya da koordinatörünüz olabilir. Bazen de bulunduğunuz idari konum itibarı ile siz de eşik bekçisi olabilirsiniz. Önemli olan bu işi ne kadar tarafsız ve objektif yapabildiğinizdir.

Kurum içindeki eşik bekçiliği sürdürülebilir insan kaynakları ve verimlilik açısından çok önemlidir. Objektiflik ve tarafsızlık yitirildiği an, tehlike çanları çalmaya başlıyor demektir.

Aile içinde de durum aynıdır. Okulla ebeveynler arasında çocuk bir nevi eşik bekçiliği yapabilir. Eşler kendi aralarında veya çocuklarına karşı da eşik bekçiliği yapabilir.

Bu iki örnekte belki niyeti de dikkate almak gerekebilir. Hani niyet neydi? Sorusu var ya onu sorabiliriz. Bu soruyu sorarken unutulmaması gereken nokta niyetin kişisel menfaatler üzerine kurulması ve subjektif olma riskidir.

Yaşam içinden eşik bekçiliği için vereceğim diğer örnek ise bir sosyal sorumluluk projesinden;

2004 yılında Hürriyet Gazetesi tarafından bir sosyal sorumluluk projesi olarak “Aile İçi Şiddete Son!” kampanyası başlatıldı. Hem Almanya hem de Türkiye’de yürütülen bu iletişim ve eğitim kampanyası sürecinde Hürriyet Gazetesi, Türk öğretmenlere ve din görevlilerine verilen eğitim seminerlerinin amacını “eşik bekçisi olarak nitelendirilen öğretmen ve din görevlileri aracılığıyla, aile içi şiddet konusunda elde edilen bilgi ve tecrübelerin daha geniş kitlelere ulaştırılmasını sağlamak” olduğu şeklinde belirtmiştir.

Bu projede öğretmenler ve din görevlileri her biri eşik bekçisi olarak doğru bilgiyi, doğru şekilde hedef kitleye ulaştırmada önemli rol üstlenmişlerdir.

Ya siz yaşamınızda “eşik bekçisi” olduğunuz anları şimdi hatırlayabildiniz mi?


Hatırlayamadınız mı?

İyi düşünün. Mutlaka hatırlarsınız.