5 Nisan 2013 Cuma


STRATEJİK DÜŞÜNME

İş dünyasının en temel standardı nedir? Diye sorsam cevabınız ne olurdu? Bu soruya çok farklı cevaplar verebilirsiniz, Oysa cevabı tektir;

“stratejik düşünebilmek”.

Bir kitabı okumaya başlarsınız veya bir filmi izlemeye… Merak hep son ile ilgilidir. Sonu ne olacak? Oysa siz, sonu yazar veya yönetmen tarafından tasarlanmış olan bir sona ulaşacaksınız. Yazar veya yönetmen sizin merak ettiğiniz sonu kendine göre kurgulamıştır ve siz okuyucu veya seyirci olarak hiçbir etkide bulunamaz, kurguya dahil olamazsınız. Rolünüz sadece okumak veya seyretmektir.

İş dünyasında ise durum tam tersidir. Önce hedefi doğru bir şekilde belirlemek, sonrasında ise bu hedefe ulaşmak üzere aktif ve etkin olmak durumundasınız. İşte bu noktada eğer sadece okuyucu veya seyirci olmak istemiyorsanız, stratejik düşünme yetkinliğinizin tam olması gereklidir. İş dünyasında oyun sondan başlar. Diğer bir ifade ile ulaşmak istediğiniz noktadan.

Ne yazık ki bugüne kadar birçok girişim ve yatırım stratejik düşünme yetersizlikleri nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır.  Ve yine ne yazık ki günümüzde de stratejik düşünceden uzak bir çok yatırıma ve girişime tanık olabiliyoruz. Başarısızlık durumunda ise bu durum büyük bir kaynak israfına neden olmaktadır.

Stratejik düşünme. Stratejinin oluşturulmasını sağlayacak olan değerlerin bir araya getirilmesini sağlayacak olan yaklaşımdır. Ve iş dünyasında yer alan gerçek liderlerin ortak özelliğidir. Çünkü liderler başarı veya başarısızlığın en önemli aktörleridir. Bir stratejiyi yönetmek için seçilmiş kişiler olarak liderler, stratejik yönetim sürecinde kilit rol oynamaktadırlar. Dolayısıyla stratejik düşünce yaklaşımı ile yapılan birçok yatırım ve girişim ise kilit rol oynayan ve nokta adam konumunda olan liderlerin stratejik düşünce eksikliklerinden dolayı başarıya ulaşamamaktadır. Liderlerin bir diğer önemli sorumluluğu da üst yönetim tarafından benimsenen temel stratejilerin kurum içindeki çalışanlar tarafından tam olarak anlaşılmasını, içselleştirilmesini ve yayılımını sağlamaktır. Bu noktadaki eksiklik de çıkış noktasında ideal olarak görülen birçok projenin başarısızlığının bir diğer önemli nedenidir.

Bu noktada strateji ve stratejik düşünme yaklaşımını arasındaki etkileşime de bakmak gerekir. Strateji geçmişte yapılanlar ve elde edilen tecrübelerle gelecekte yapılması gerekenler arasında iyi bir bileşim oluşturabilmektir. Bu bileşimi oluşturabilmek için ise stratejik düşünme yaklaşımına ihtiyaç vardır.

Türkiye’ de birçok sektör gibi lojistik sektörü de hızlı bir değişim içindedir. Ve bu sektörde de stratejik düşünme yaklaşımının eksikliğini hissedebiliyoruz. Planlar genellikle geleneksel yaklaşım çerçevesinde daha çok operasyonel faaliyetlere odaklanarak devam etmektedir. Çekici almak, depo yapmak, fiyatları değiştirmek, yeni çalışanları bünyeye dahil etmek gibi bir çok operasyonel faaliyet aslında başlangıçta belirlenen bir strateji ile gerçekleştirilmelidir. Gerçekleştirilmediğinde ise gündeme gelecek olan konu kaynak israfına neden olan atıl kapasiteler ve müşteri kayıplarıdır.

Sektörün genel yapısına baktığımızda strateji tanımında da verdiğimiz gibi geçmiş ve elde edilen tecrübeler önemli bir avantaj ve üstünlüktür. Ve bu işin % 50’ sini oluşturuyor. Ancak asıl sorun diğer % 50’ lik kısımda ortaya çıkmaktadır. Alışkanlıkları terk ederek gelecekte yapılması gerekenleri oluşturabilmektir.  Unutulmaması gereken stratejinin operasyonel veya teknik bir kavram değil, düşünsel ve analitik bir yaklaşım olduğudur.

Onun için geçmiş ve geleceğin bileşimini sağlamada stratejik düşünmeye ihtiyaç vardır.