15 Şubat 2010 Pazartesi

İNSAN ve SEVGİ


Hiç yün çilesini tuttunuz mu? Annenizin onu yumak haline getirip, sonra da el emeği göz nuruyla o yumağı açıp sıcak kış günlerinde zevkle giydiğimiz kazakları örmesi için…

Önce deseni ve sonra da uygun renkler seçilirdi. Arada ölçüler alınırdı. Günümüzde pek kalmasa da ne kadar büyük bir heyecanla beklerdik o kazağın bitmesini.

Hatırlıyor musunuz o günleri…

İşte yaşamın içinden bir kesit, annenizin el emeği ve ortaya çıkan bir sanat eseri. İçinizi sımsıcak yapan.

Yaşam. Geçmişi ve geleceği ile her canlı için geçerli olan bir süreç.

Yaşam için yapılabilecek tanımlardan bir tanesi de herhalde yaşamın bir “ilişkiler yumağı” olduğudur.

Kendinizle başlayan bu ilişkiler yumağı, ailenizle, okul, iş ve sosyal yaşamdaki arkadaşlıklarınızla, komşularınızla, kedinizle veya köpeğinizle, müşterilerinizle kısaca yaşamın içinde ve etrafınızda var olan canlılarla kurulan ilişkiler.

Yaşamın içinde bu kadar çok ilişki süreci varken, sizce her biri ayrı ayrı öneme sahip olan bu ilişkileri doğru bir şekilde yürütebilmek için ne gereklidir? Bir de bu ilişkileri sizin elinizde olmayan ama etkileyen bir çok dış etkeni de unutmadan…

Gelin cevabını hep birlikte arayalım.

Bu ilişki yumağının odak noktasında kim vardır?

İnsan

Bu ilişki süreçlerinin ortak olan noktası nedir?

İletişim

Peki iletişimin odağında ne vardır?

Tabi ki sevgi…

Ben doğru bir iletişimin her zaman sevgiyle başlayacağına inanan insanlardan bir tanesiyim.

İlişkiler yumağının içinde yer alan her insanın bir değer olduğunu unuttuğunuzda ve değerlendirmeye sübjektiflik kattığınızda bu yumağının çözülmesi o denli zorlaşacaktır.

Ve bu durum mutluluğu yakalamada önünüze çıkabilecek en büyük engeldir.

Herkesin kendine göre bir yaşam ve ilişkiler yumağını çözme tarzı olsa da, eğer bu tarz sizi mutluluğa ulaştırmıyorsa değişiminiz kaçınılmazdır.

Diğer taraftan her insanın yaşam alanı da farklıdır. Ve her alan için ilişkiler yumağının çözülmesinde aynı yöntemler geçerli değildir, diyebilirsiniz.

Bunu söylediğinizde cevabım oldukça basit. Formülün ipuçlarını zaten başlangıçta vermiştim.

İnsan+İletişim+Sevgi=İlişkiler yumağının çözülmesi

Bu üçlüden biri eksik olduğunda çözüm imkansızdır.

Nasıl bir destek alacağınız ve nasıl bir eser ortaya çıkaracağınız sizin elinizde.

Annenizin ördüğü o muhteşem kazağı unutmayın.

Hani içinizi sımsıcak yapan…

7 Şubat 2010 Pazar

SPIN DOCTOR




Bugünkü yazımda, geçen hafta sizlere aktardığım eşik bekçileri konusu ile giriş yaptığım medya ve halkla ilişkiler ikilisine, bir de politika ayağını ekleyerek, birbirinden farklı gibi görünse de eşik bekçiliği ile bazı yönlerden ilgisi olan “Spin Doctor” teriminin açıklamasına ve bu konudaki uygulamalara yer vereceğim. Ve tabiî ki yönetim sanatında “Spin Doctor” un nasıl ele alındığına da değineceğim. Bu paylaşımdan sonra belki de olaylara daha farklı bakmanızı sağlamış da olabileceğim.

Söze “Medyatik Yalan” ve “Kamu Manipülasyonu” ile başlarsam, sanırım konu hakkında algılamanız çok daha kolay olacak. Bu iki kilit nokta spin doctorların temel oyun alanlarıdır.

Spin Doctor terimi için “olayların gerçek yönünün ustaca gizlenerek, kamuoyuna farklı mesajlar vermek ve bakış açılarını değiştirmek ve yanıltmak” şeklinde tanımlamalar da yapılmıştır.

Şimdi sanırım spin doctorlar kafanızda yavaş yavaş yerleşmeye başlamıştır. Bu terime bir de retorik sanatı (güzel söz söyleme, hitabet sanatı) da eklendiğinde çerçeve tamamlandı diyebilirsiniz.

Herhalde şu anda çevrenizde bu açıklamalara uygun kimler var diye sorgulamaya bile başlamış olabilirsiniz. Ama acele etmeyin.

Çünkü medyatik yalan ve kamu manipülasyonu geçmişten günümüze kadar gelen, fakat şu anda belki de karşımızda duran en büyük sorundur diyebiliriz. Çünkü iyi bir spin doctor ve retorisyen, bir kitleyi rahatlıkla harekete geçirebilir, gerçeklerin görünmesini engelleyebilir ya da farklı bir bakış açısı yaratabilir.

Spin doctorların iki görevi vardır. Birincisi, kamuoyundan halkla ilişkiler sürecini yönettiği kişi veya kuruma gelebilecek eleştirel yaklaşımları engellemektir. İkinci görevi ise eğer kamuoyunda olumsuz bir eleştirel yaklaşım var ise onu da lehe çevirmeyi başarmaktır.

Bazı haberlerde dikkat edin. Sizin için skandal olması gereken bir olayda dahi, ilgili kişi veya kurum için -çok da rahat bir şekilde- ortaya çıkan skandalın kendi lehlerine döndüğünü görebilirsiniz. Bu lehe çevirme başarısı tabi ki kamu oyunun konu hakkında ki bilgi ve eğitim düzeyi ile de ilişkili olabilir.

Yapılan bir çok hata ve haksızlık spin doctorlar tarafından rahatlıkla meşrulaştırılabilmektedir. Ve bu meşrulaştırma tamamıyla kamuoyunu yanıltmaya ve olayın şiddetini azaltmaya yöneliktir.

Bazı durumlarda da spin doctorlar gerçeğin çok az kısmının kamuoyu ile paylaşılmasını sağlayarak, gerçeğin geri kalan kısmını hasır altı edebilirler. Paylaşılan o kısımda o kadar güzel renklendirilerek anlatılır ki siz olayın sadece o boyutunu gerçeğin tamamı gibi görürsünüz.

Bu uygulamanın etik olup olmadığını tartışabilirsiniz. Hatta tartışmaya girmeden dahi direkt olarak etik dışı bir uygulama olduğunu söyleyebilirsiniz. İşte o noktada size gelen bilginin güvenilirliği konusunda doğru karar vermek size kalmıştır.

Bilginin kamuoyuna ulaşmasında medya önemli bir role sahiptir. Bu rol içinde halkla ilişkiler, medya ve spin doctorlar bilginin hedef kitleye ulaşmasında ne kadar etik olurlarsa politikacılar, halkla ilişkiler uzmanları ve medya mensupları ile hedef kitle arasında o kadar uzun soluklu ve güvene dayalı bir ilişki ortamı doğar. Yoksa gerçek tüm çıplaklığı ile ortaya çıktığında risk büyüktür.

Spin doctor uygulamalarını özellikle siyaset arenasında yoğun olarak görebileceğinizi belirtelim ve iş yaşamına geçelim.

Buraya kadar anlattıklarımdan iş yaşamınızda da bazen kendinizin spin doctor olduğunuzu düşündünüz mü? Veya karşınızdaki kişinin bir spin doctor olabileceğini. Nasıl mı?

Önemli bir randevuya geç kaldınız. Ve mutlaka bir mazeret sunmanız gerekiyor. Geç kalışınızın gerçek sebebi sizin hatanızdan kaynaklanıyor ise siz bu gerçeği karartıp, farklı bir geç kalma nedenini sunabilirsiniz. O an için krizi çözebilirsiniz. İşte bu anda siz bir spin doctorsunuz.

Ve bazı “hiç” örnekleri;

Bir araba satacaksınız. Müşterinizin sizi tercih etmesini sağlamak için hiç spin doctorluk yapmadınız mı? Yapmış olabilir misiniz?

“Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” demiş Mevlana.

Bunu başaramıyorsanız. Kendinizi olduğunuzdan farklı gösteriyorsanız çevrenize karşı spin doctorluk yapmış olmuyor musunuz?

Bir yöneticisiniz ekibinize karşı veya sorumlu olduğunuz üst yönetime karşı hiç spin doctorluk yapmadınız mı? Sakladığınız gerçekler olmadı mı?

Fikirlerinizi kabul ettirebilmek için hiç bazı karartmalar yapmadınız mı?

Bir lider düşünün sürekli kendisini ve yaptıklarını anlatıyor. Ki bu durumda o kişiye lider denmez. Sizce bugüne kadar yaptığı hiçbir hata yok mudur? Veya temsil ettiği kurumun bir hatası veya hataları yok mudur ? Ama bunlar hiç anlatılmaz!

Hata hep başkalarınındır.

Gerçekler ve karartmalar.

Siz iletişimin hangi tarafındasınız?

Yaşam biçiminizde ve iş yaşamınızda…

1 Şubat 2010 Pazartesi

EŞİK
BEKÇİLİĞİ


Bu tanımlamayı belki de hayatınızda ilk defa duydunuz. İlk defa duyanlar için de oldukça ilginç geldiğine eminim. Aslında gazetecilik ve iletişim dünyasında kullanılan bu terim, belki de farkına varmadan günlük yaşamımıza da girmiştir.

Öncelikle bir tanımını yapalım eşik bekçiliğinin;

Haberin oluşumundan hedef kitleye ulaşmasına kadar geçen uzunca bir süreç vardır. Bu süreçte, ham olarak ortaya çıkan haberi işleyip okura, dinleyici veya izleyiciye ulaştırmadan önce bir süzgeçten geçiren ara istasyon noktalarında görev yapanlar, eşik bekçisi (gatekeeper) olarak nitelendirilir.

Bu istasyon noktalarında görev yapanlar, halkla ilişkilerde alanındaki uygulama sürecinde de olduğu gibi haber akışını kontrol etmektedir. Halkla ilişkilerdeki uygulamada nasıl ki haberin oluşum kaynağından gelen akışlar kontrol ediliyor ve medyaya bu şekilde aktarılıyorsa, medyadaki eşik bekçileri de gelen haberlerin içinden seçim yaparak ve süzerek, hedef kitle ile buluşturulacak haberleri belirlemektedir. Diğer haberler ise elimine edilmektedir.

Buradaki esas önemli nokta bu işlevi yerine getirirken, objektif ve tarafsız olmayı başarabilmektir. Bu iki etik değer eşik bekçiliğinin olmazsa olmazıdır. Hayata geçip geçmediği noktasındaki yorumları ise size bırakıyorum.

Kurumların halkla ilişkiler uzmanları ve gazeteciler bir çok kez haberin objektifliği ve tarafsız yansıtılması konusunda karşı karşıya gelebiliyorlar. Bu durum, kurumun halkla ilişkiler uzmanlarının medyanın eşik bekçilerinin önüne geçip, onların da eşik bekçiliğini yapma ve haberin kontrolünü ellerinde tutmak istemelerinden kaynaklanmaktadır.

Medyada eşik bekçiliği konusuna burada nokta koyarak, gelelim bu kavramın günlük yaşamımıza belki farkında olarak belki de farkında olmadan nasıl girdiğine.

Söz konusu olan iş yaşamı ise durum oldukça can sıkıcı olabiliyor. Nasıl mı?

Bir kurumun ister yatay olsun isterse dikey, organizasyon yapısı içinde yönetim kadrosu en üstte bir yönetim kuruluna bağlı olabilir. Yönetim Kurulu Başkanı ve yönetim kadrosu arasında bir koordinatör de olabilir. Veya bir birim müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı arasında bir Genel Müdür de. Bu yapıyı daha da derinleştirebilirsiniz. Örneğin bir halkla ilişkiler uzmanısınız ve departman müdürüne bağlı olarak çalışıyorsunuz. Görev tanımınıza göre raporlamanızı departman müdürünüze yapıyorsunuz. Bu durumda Genel Müdür ile aranızdaki iletişim noktanız departman müdürünüzdür. Bu örnekleri çoğaltabilirsiniz.

Bir düşünün. İş yaşamınızda yaptıklarınız, başardıklarınız ve performansınızın bir üst yönetime örneğimizde olduğu gibi Yönetim Kurulu Başkanına veya Genel Müdüre, departman müdürünüz tarafından tarafsız ve objektif olarak aktarıldığı konusunda hiç şüpheye düştünüz mü?

Tam tersi bir örnek olarak departman müdürü olan siz, bir üst yönetime ekip içinde yer alan bir çalışma arkadaşınızın yaptıklarını süzgeçleyerek ve kendi yargılarınızla mı anlatıyor sunuz?

Bu olaylar iş yaşamında biz “modern yönetim anlayışı ile çalışıyoruz” dense de ortaya çıkabilecek durumlardır. Her ne kadar adına Toplam Kalite Yönetimi desek de kalite söylemi içinde kalitesiz liderler ve yönetim tarzları ile karşılaşabiliyor. Üstelik kalite adına hareket ettiğini söyleyen liderlerin söylemlerinin sadece sözde kaldığını da görebilirsiniz. Burada onlara prim tanıyanların da nasıl bir yanılgı içinde olduğunu görmeleri gerekir.

İşte böyle bir sistemde eşik bekçisi konumunda departman müdürünüz, genel müdürünüz ya da koordinatörünüz olabilir. Bazen de bulunduğunuz idari konum itibarı ile siz de eşik bekçisi olabilirsiniz. Önemli olan bu işi ne kadar tarafsız ve objektif yapabildiğinizdir.

Kurum içindeki eşik bekçiliği sürdürülebilir insan kaynakları ve verimlilik açısından çok önemlidir. Objektiflik ve tarafsızlık yitirildiği an, tehlike çanları çalmaya başlıyor demektir.

Aile içinde de durum aynıdır. Okulla ebeveynler arasında çocuk bir nevi eşik bekçiliği yapabilir. Eşler kendi aralarında veya çocuklarına karşı da eşik bekçiliği yapabilir.

Bu iki örnekte belki niyeti de dikkate almak gerekebilir. Hani niyet neydi? Sorusu var ya onu sorabiliriz. Bu soruyu sorarken unutulmaması gereken nokta niyetin kişisel menfaatler üzerine kurulması ve subjektif olma riskidir.

Yaşam içinden eşik bekçiliği için vereceğim diğer örnek ise bir sosyal sorumluluk projesinden;

2004 yılında Hürriyet Gazetesi tarafından bir sosyal sorumluluk projesi olarak “Aile İçi Şiddete Son!” kampanyası başlatıldı. Hem Almanya hem de Türkiye’de yürütülen bu iletişim ve eğitim kampanyası sürecinde Hürriyet Gazetesi, Türk öğretmenlere ve din görevlilerine verilen eğitim seminerlerinin amacını “eşik bekçisi olarak nitelendirilen öğretmen ve din görevlileri aracılığıyla, aile içi şiddet konusunda elde edilen bilgi ve tecrübelerin daha geniş kitlelere ulaştırılmasını sağlamak” olduğu şeklinde belirtmiştir.

Bu projede öğretmenler ve din görevlileri her biri eşik bekçisi olarak doğru bilgiyi, doğru şekilde hedef kitleye ulaştırmada önemli rol üstlenmişlerdir.

Ya siz yaşamınızda “eşik bekçisi” olduğunuz anları şimdi hatırlayabildiniz mi?


Hatırlayamadınız mı?

İyi düşünün. Mutlaka hatırlarsınız.