LOJİSTİK ŞİRKETLERİNDE KRİTİK BAŞARI FAKTÖRLERİ(3)
FİNANSMAN YÖNETİMİ
Dünya
ölçeğinde rekabetin etkilerinin yoğun olarak hissedilmeye başladığı iki binli
yılların başından itibaren finans yönetiminin, işletmelerin kritik süreçleri
arasındaki yeri ve önemi giderek artmış ve artmaya da devam etmektedir. Global
rekabet edilebilirlikte şirket kaynaklarından optimum düzeyde faydalanmak için,
daha planlı hareket etmek gerekir. Bu planlamayı yapabilmek için de şirketlerin
yönetiminin şirketin finansal göstergelerine güncel olarak hakim olması ve ardından
güncel finansal raporlarla doğru analizler yapması önemlidir. Lojistik Sektörünün
yüklenmiş olduğu toplam kredi hacmine baktığımızda, BDDK ve TCMB verilerine
göre taşımacılık ile diğer taşımacılık ve depolama sektörü başlıklarında 2013
yılında 2012 yılının aynı dönemine göre yaklaşık % 16’ lık bir artış olmuştur.
Bu açıdan da sektörde faaliyet gösteren işletmeler için finansal yönetimin
önemi artmıştır.
Oluşan bu
ekonomik şartlar çerçevesinde özellikle lojistik hizmet sağlayan şirketlerin,
performans esaslı bütçelemeyi uygulamaları bir gerekliliktir. Sektör için
özellikle diye vurgulamamızın nedeni, bir hizmet sektörü olmasından
kaynaklanmaktadır. Hizmet sektörü olarak lojistikte gider dalgalanma riskinin
daha fazla olmasındandır.
Doğru
projeksiyonlarla hazırlanacak olan bütçe ve bütçe analizleri, gerçek giderlerin
güncel olarak takibini kolaylaştıracaktır. Bütçenin sağlayacağı bir diğer fayda
ise işletme faaliyetlerinden elde edilen nakit akışının ve faaliyet karının da
güncel olarak takip edilmesidir. Günümüzde lojistik sektörünün önündeki en
büyük risklerden birinin faaliyet karı gerçekleşmelerinin olduğunu dikkate
aldığımızda, gerçekleştirilen her bir işletme faaliyetinin karlılık
performansının ve bütçe uyumunun takibi gereklidir.
İşletmenin
faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için gerekli olan finansman kaynaklarının
sağlanmasında alternatifler arasında tercih edilen yöntem ise dikkat edilmesi
gereken bir diğer noktadır. Öncelikle finansman ihtiyacının karşılanmasında dış
kaynak kullanımı veya öz sermaye kullanımı arasında bir denge kurulmasında
fayda vardır. Bu noktada, dış kaynak kullanımında yanlış bir strateji izlenmesi
sonucu ortaya çıkacak olan verimsizliğin karşılığı finansman maliyetindeki
artış olacaktır. Bu durum ise direkt olarak karlılığı etkileyebilecektir.
Finansman
açısından olumsuz bir tablonun yaşanmaması için öncelikle tüm faaliyetlerin
reel bir değerlemesi yapılarak, optimum işletme sermayesinin ne hacimde olması
gerektiği belirlenmelidir. Daha sonra ise finansmanın optimizasyonuna karar
verilmeli ve son olarak da kaynak değerlemesi yapılmalıdır. Bu çalışmalar
yapılırken dikkate alınması gereken konular ise işletmenin faaliyet yapısı ve
hedefleri, faaliyet gösterilen sektörün yapısı ve pazarın yapısındaki ekonomik
değişkenliklerdir.
Her zaman
vurguladığımız gibi Lojistik sektörü bir hizmet sektörüdür ve üretilen hizmet
stoklanamaz. Konuya bu açıdan yaklaştığımızda, yine finansman riski ile karşı
karşıya kalmamak için yatırımlarda atıl kapasitesinin oluşmamasına dikkat etmek
gereklidir. Bir diğer nokta ise atıl kapasiteyi doldurmak amacıyla ve nakit
akışına destek vereceği düşünülerek yapılan anlaşmalardır. Buradaki gerçek durum,
kar getirmeyen bir faaliyete bağlı kapasite doluluğunun ve nakit girdisinin işletmeye
orta ve uzun vadede ciddi bir finansman yükü getireceğidir.
Sonuç olarak
işletme yönetimi çalışma sermayesini doğru yönetebilmeli, aktiflerinin karlılık
açısından geri dönüş analizlerini güncel olarak takip etmeli ve stratejik
kararlarını ona göre almalıdır. Burada finans yöneticilerine bir parantez
açarsak onların rolünün ne kadar önemli olduğunu vurgulamak isterim. Finans
yöneticileri çalışma planlarında analiz ve yönetim sürecine gereken önemi
mutlaka vermelidirler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder