28 Nisan 2015 Salı



LOJİSTİK ŞİRKETLERİNDE KRİTİK BAŞARI FAKTÖRLERİ(3)
FİNANSMAN YÖNETİMİ
Dünya ölçeğinde rekabetin etkilerinin yoğun olarak hissedilmeye başladığı iki binli yılların başından itibaren finans yönetiminin, işletmelerin kritik süreçleri arasındaki yeri ve önemi giderek artmış ve artmaya da devam etmektedir. Global rekabet edilebilirlikte şirket kaynaklarından optimum düzeyde faydalanmak için, daha planlı hareket etmek gerekir. Bu planlamayı yapabilmek için de şirketlerin yönetiminin şirketin finansal göstergelerine güncel olarak hakim olması ve ardından güncel finansal raporlarla doğru analizler yapması önemlidir. Lojistik Sektörünün yüklenmiş olduğu toplam kredi hacmine baktığımızda, BDDK ve TCMB verilerine göre taşımacılık ile diğer taşımacılık ve depolama sektörü başlıklarında 2013 yılında 2012 yılının aynı dönemine göre yaklaşık % 16’ lık bir artış olmuştur. Bu açıdan da sektörde faaliyet gösteren işletmeler için finansal yönetimin önemi artmıştır.
Oluşan bu ekonomik şartlar çerçevesinde özellikle lojistik hizmet sağlayan şirketlerin, performans esaslı bütçelemeyi uygulamaları bir gerekliliktir. Sektör için özellikle diye vurgulamamızın nedeni, bir hizmet sektörü olmasından kaynaklanmaktadır. Hizmet sektörü olarak lojistikte gider dalgalanma riskinin daha fazla olmasındandır.
Doğru projeksiyonlarla hazırlanacak olan bütçe ve bütçe analizleri, gerçek giderlerin güncel olarak takibini kolaylaştıracaktır. Bütçenin sağlayacağı bir diğer fayda ise işletme faaliyetlerinden elde edilen nakit akışının ve faaliyet karının da güncel olarak takip edilmesidir. Günümüzde lojistik sektörünün önündeki en büyük risklerden birinin faaliyet karı gerçekleşmelerinin olduğunu dikkate aldığımızda, gerçekleştirilen her bir işletme faaliyetinin karlılık performansının ve bütçe uyumunun takibi gereklidir.
İşletmenin faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için gerekli olan finansman kaynaklarının sağlanmasında alternatifler arasında tercih edilen yöntem ise dikkat edilmesi gereken bir diğer noktadır. Öncelikle finansman ihtiyacının karşılanmasında dış kaynak kullanımı veya öz sermaye kullanımı arasında bir denge kurulmasında fayda vardır. Bu noktada, dış kaynak kullanımında yanlış bir strateji izlenmesi sonucu ortaya çıkacak olan verimsizliğin karşılığı finansman maliyetindeki artış olacaktır. Bu durum ise direkt olarak karlılığı etkileyebilecektir.
Finansman açısından olumsuz bir tablonun yaşanmaması için öncelikle tüm faaliyetlerin reel bir değerlemesi yapılarak, optimum işletme sermayesinin ne hacimde olması gerektiği belirlenmelidir. Daha sonra ise finansmanın optimizasyonuna karar verilmeli ve son olarak da kaynak değerlemesi yapılmalıdır. Bu çalışmalar yapılırken dikkate alınması gereken konular ise işletmenin faaliyet yapısı ve hedefleri, faaliyet gösterilen sektörün yapısı ve pazarın yapısındaki ekonomik değişkenliklerdir.
Her zaman vurguladığımız gibi Lojistik sektörü bir hizmet sektörüdür ve üretilen hizmet stoklanamaz. Konuya bu açıdan yaklaştığımızda, yine finansman riski ile karşı karşıya kalmamak için yatırımlarda atıl kapasitesinin oluşmamasına dikkat etmek gereklidir. Bir diğer nokta ise atıl kapasiteyi doldurmak amacıyla ve nakit akışına destek vereceği düşünülerek yapılan anlaşmalardır. Buradaki gerçek durum, kar getirmeyen bir faaliyete bağlı kapasite doluluğunun ve nakit girdisinin işletmeye orta ve uzun vadede ciddi bir finansman yükü getireceğidir.

Sonuç olarak işletme yönetimi çalışma sermayesini doğru yönetebilmeli, aktiflerinin karlılık açısından geri dönüş analizlerini güncel olarak takip etmeli ve stratejik kararlarını ona göre almalıdır. Burada finans yöneticilerine bir parantez açarsak onların rolünün ne kadar önemli olduğunu vurgulamak isterim. Finans yöneticileri çalışma planlarında analiz ve yönetim sürecine gereken önemi mutlaka vermelidirler.

Hiç yorum yok: