| YENİ TTK SİZİ NASIL ETKİLEYECEK? |
| Kurumsal Yönetim Danışmanı Engin Koban, "Yüzde 15-20'lik bir büyüme hızına sahip olan lojistik sektöründeki şirketlerin kurumsallaşma konusunda ciddi adımlar atması gerekiyor" dedi. |
| 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK), Türk şirketlerinin kurumsallaşmaya odaklanarak uluslararası arenada etkin bir rol almasını hedefliyor. Özellikle şeffaflık, denetlenebilirlik ve güvenilirlik açısından ticari yaşam kurallarının yeniden gözden geçirilmesine de olanak sağlayıcı düzenlemeleri içeren TTK'nın lojistik firmalarına yansıması nasıl olacak? Konuyla ilgili Kurumsal Yönetim Danışmanı Engin Koban'a sorular yönelttik. İşte Engin Koban'ın cevapları; Türkiye'deki lojistik şirketleri kurumsallaşma konusuna ne durumda? Türkiye'de şirketlerin çok büyük bir kısmını aile şirketi yapısını da koruyan KOBİ'ler oluşturuyor. Aile şirketi yapısı ise günümüzde şirketlerin küresel standartların uygulanmasında, sürdürülebilir gelişmenin ve büyüme stratejilerinin oluşturulmasında ve uluslararası rekabet edilebilirliğin sağlanmasında fiziksel, finansal ve insan kaynaklarının etkin bir şekilde yönetilebilmesinin önünde ciddi bir engel teşkil edebiliyor. Yanı sıra işletmelerin risk yönetimi açısından da sorunlar yaratabiliyor. Aynı durum lojistik sektörü içinde geçerli. Artan iç ve dış ticaret hacmiyle birlikte yüzde 15 - 20' 'lik bir büyüme hızına sahip olan lojistik sektöründe, sektör şirketlerinin kurumsallaşma konusunda ciddi adımlar atması gerekiyor. Sektörde özellikle hizmet alan açısından tercih kriterleri arasında birinci sırada yer alan hizmet kalitesinin sağlanmasında yönetim yapısı, organizasyon yapısı ve insan faktörünün etkili olduğunu dikkate aldığımızda kurumsallaşmanın önemi açıkça ortaya çıkıyor. Kurumsallaşmanın bir şirkete sağladığı avantajlar neler? Kurumsallaşma işletme içinde iş gücü verimliliği faktörlerini de direkt olarak etkiliyor. Bu etki özellikle bir hizmet sektörü olan lojistik sektörü için daha büyük ölçekte. Özellikle hızlı büyüme sağlanırken kurumsal yapıda aynı değişimi sağlayamayan şirketlerde ortaya çıkan olumsuzlukları rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Diğer taraftan kurumsallaşma şirket içinde fonksiyonlar arasında ilişkileri geliştirmek, kaynakları daha etkin kullanabilmek, sorumlulukların net olarak tanımlanabilmesi ve şirket içinde sistematik bir yapının kurulabilmesi açısından önemlidir. Kurumsallaşma konusunda Türkiye'de neler yapılıyor? 14 Şubat 2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 6102 sayılı TTK, Türk şirketlerinin, kurumsallaşmaya odaklanarak şirketlerin uluslararası arenada daha etkin olmasını hedefliyor. Özellikle şeffaflık, denetlenebilirlik ve güvenilirlik açısından ticari yaşam kurallarının yeniden gözden geçirilmesine de olanak sağlayıcı düzenlemeleri içeriyor. Kanun neler getiriyor? Yeni kanunda hâkim olan düşünce; "Kurumsal Yönetim"in gereklerinin yerine getirilmesini sağlayan kurallar bütününün halen borsada işlem gören şirketler için öngörülmesine ve zorlayıcılığına rağmen, esasında çağdaş bir yaklaşımla ele alınarak tüm işletmelere uygulanması gereken, yatırımcıya güven verme ve sürdürülebilir gelişmeyi sağlama amaçlı bir kurallar dizini olması gerektiği şeklinde. Kanun ile kurumsal yönetimin temel ilkeleri olan şeffaflık, adillik, hesap verebilirlik ve sorumluluk kriterlerinin hayata geçirilmesi amaçlanırken, aynı zamanda önemli yapısal değişiklikler için de bir değişimin başlangıcı olması amaçlanıyor. Şirketlerin yapması gerekenler Şirketlerin kurumsallaşması açısından ilk adımda ele alınması gereken konular; organizasyonel yapı ve insan kaynağı. Kurumsallaşma çalışmaları başlatılırken eş zamanlı veya birinci adımın sonunda ikinci adım olarak aile üyeleri arasındaki kurumsallaşmanın da sağlanabilmesi veya diğer bir ifade ile aile anayasasının hazırlanması, aile bireyleri arasında ve onlarla şirket profesyonel çalışanları ve diğer paydaşlar arasında güçlü bir iletişimin kurulabilmesi gerekiyor. Organizasyonel yapı açısından yönetim kurulunun yeniden yapılandırılması, profesyonel üyelerin yönetim kuruluna kazandırılması, iç denetim komitesi, risklerin erken teşhisi komitesi gibi organların kurulması, kurumsal iletişimin güçlendirilmesi, mali işler açısından da gerekli değişimin sağlanması, TTK, Türk Finansal Raporlama Standartları ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyumun sağlanması, bu önemli süreçte yeni TTK kapsamında yapılması gerekenlerin bazıları. Bütün bunlar şirketlerimizin uluslararası piyasalarda kabul gören bir yapıya kavuşmaları ve küresel rekabettin yoğun olduğu dünya piyasalarında yer bulmalarını da sağlama amaçlı düzenlemeler. Bu noktada önemli olan ise şirketlerimizin kurumsallaşma konusunda stratejilerini tespit etmeleri, proje ekiplerini oluşturarak ocakâ€"temmuz arasındaki süreyi iyi değerlendirmeleri ve kendi öz değerlendirmelerini yaparak rotalarını belirlemeleri ile geçiş ve uyum sürecini iyi yönetmeleri gerekiyor. Nasıl bir çalışma içine girmeliler? Geçiş ve uyum sürecinin iyi yönetilebilmesi için de profesyonel bir desteğe her zaman ihtiyaç olacak. Üçüncü bir göz tarafından şirketin mevcut olgunluk seviyesinin belirlenmesi, şirket içi yapısal tasarımın şekillendirilmesi, eğitimler ve uygulamaya geçiş için profesyonel destek gerekiyor. Özellikle bu noktada önemli bir ayrıntıya değinmek istiyorum: Dışarıdan profesyonel destek alırken standart bir uygulama değil terzi işi olarak ifade edeceğimiz her şirkete özgü bir değişim yönetimi hizmetinin alınması lazım. Değişim yönetiminin başarısının kilit noktası da burası. Çünkü her şirketin kuruluşundan bugüne kadar oluşan kendine özgü bir yapısı ve ruhu var. Ve ne yazık ki birçok çalışmada bu noktaya dikkat edilmediği için gerekli sonucu elde edemeden yapılan çalışmalar sonuçsuz kalıyor. Röportaj: Şenel ÖZDEMİR / Transport |
13 Mayıs 2012 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder