8 Ağustos 2010 Pazar

YENİ NESİL ÇALIŞANLAR VE SABRETME YETKİNLİĞİ




İş yaşamı, hemen her çalışanın aslında yaşamının önemli bir kesiti değil mi? İş yaşamında başarı hedefi, aslında yaşam yolculuğumuzda başarıya ulaşmak hedefi ile örtüşmüyor mu?

İş yaşamımızın başlangıcından bugüne, bu yaşamın içerisinde karşılaştığımız her olayı değerlendirelim. Olaylar karşısında verdiğimiz tepkileri, olaylara yaklaşımımızı, sorunları çözümlemede gösterdiğimiz beceriyi ve çözümsüzlük anlarımızı gözümüzün önüne getirelim.

Aslında yaradılış özelliklerimizin, karakterimizin, çocukluğumuzdan başlayarak yetişme sürecimizde bizi etkileyen ve kişiliğimizin şekillenmesinde etkili olan tüm girdilerin her durumda ve olayda bizi yönlendirdiğini görüyoruz.

Olayları doğru yönetme ve her bir olaydan ders çıkararak, bir sonraki karşılaştığımız durumda da yaklaşımımızı o yönde farklılaştırmayı başarabildiğimizde ise başarı merdiveninden daha kolay çıkılabilmektedir. Bunun adı da iş yaşamında tecrübe, deneyim oluyor ve iş ilanlarında da aranan işgücünün sahip olması gereken özellikleri arasında yer alıyor. Ancak bu yetkinliğe sahip olabilmemiz için bir yandan olaylar karşısında kendimizi eleştirme, diğer yandan da karşımızdakilerden gelen eleştirileri de kendimize zarar vermeden doğru süzebilme olgunluğuna ve her şeyden önemlisi sabırlı olma ve sabretme becerisi ni göstermemize bağlı oluyor.

Burada özellikle ülkemizin en önemli kaynağı ve henüz eğitim sürecini tamamlamak üzere olan ya da iş yaşamının merdivenlerinin ilk basamaklarında olan gençlerimize katkıda bulunacağını düşündüğüm, otuz yıla yaklaşan iş tecrübelerimden bazı kesitlere yer vermek istedim. Katıldığım eğitim programlarında tecrübelerimi eğitmen olarak katılımcılarla paylaştığımda, zaman faktörünü de dikkate alarak tecrübe önemli diyorum ve cevaplardan yaşanılarak kazanıldığını bir kez daha fark ediyorum.

Kariyer yolculuğunda kıdem mi, liyakat mı diye soranlara ise cevabım; Her ikisi de önemli önceliği ise bana göre liyakat alır.

Küresel değişim ve dönüşüm gençlerimizi çok farklılaştırdı. Sahip olmak istediklerine daha kolay ulaşmak istiyorlar, ulaşabiliyorlar ve ne yazık ki çok da hızlı tüketiyorlar! Bu ise mutluluklarının da, keyiflerinin de kısa sürede yok olmasına neden olabiliyor. Belki de çok kolay ulaşmak doyumsuzluğu da beraberinde getiriyor.

Eğitimim sırasında teorik bilgimin bana yeterli olamayacağını fark ettiğimde, ailemin tek çocuğu olmama rağmen, henüz daha öğrenciyken ben çalışmak istiyorum talebimi çok da istekle ve arzu ile ailemle paylaştığımı hatırlıyorum. Bana en önemli tecrübeyi sağlayan Bursa Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosunun şükranla andığım Yalın Tolga’ nın döneminde sahnesine attığım ilk adımı ve aldığımız alkışların sıcaklığını, gazetecilikle tanışmama vesile olan Bursa Hakimiyet Gazetesinin ünlü caddedeki yerinde yine şükranla andığım Enver Ayhan’ ın desteği ile başladığım spor muhabirliğini, tek odalı küçücük karanlık odada bastığımız fotoğrafları yine aynı heyecanla içimde yaşatıyorum. İlk emeğimin ödülü olarak aldığım markalı spor ayakkabılarımı ise hala saklıyorum.

Çalışma yaşamının içerisinde erken dönemde yer almam, yaşamı bu yönüyle tanımam ve zenginleştirmem gerektiğini de bana gösterdi. Olaylar karşısında daha kolay çözüm bulmayı ve hızlı karar verme becerimin geliştiğini de bana fark ettirdi. Her iş günümüzün sonunda eve dönüşümüzde o günün kazancını ve o günden kaybettiklerimin bana hesabını yapmaya da alışanlık kazandırdı. Her şeyden önemlisi bugün çalışanlarda aranan özellikler arasında yer alan sabretme, sabırlı olmakla mükafatın ardından geleceğini gördüm ki, bu bizim yaş dönemimizdeki pek çok arkadaşım için de geçerliydi.

Ülkemizin üretim ve ticaretinde büyük payı olan ve ekonomisine yön veren en büyük şehri İstanbul’da faaliyet gösteren firmaların gerek sahibi gerekse yöneticileri ile olan paylaşımlarımızda sık duyduğum konu gençlerimizin birikimlerinin oldukça fazla olduğu, teknolojiyi kullanma becerilerinin yüksekliği, sürekli kendilerini geliştirecek eğitimleri almaları ve donanımlı olmaları. Bunların her biri ayrı ayrı çok değerli bir sermaye. Ancak bazı noktalar var ki, üzerinde çok sık duruluyor.

Bu konuda PricewaterhouseCoopers Türkiye’nin, "İş Dünyasının Yeni Nesle Bakışı" adlı araştırmasına göre, yeni neslin öne çıkan avantajlı özellikleri değişime açık olmak ve hızlı uyum sağlayabilmek, iyi eğitim almış ve öz güvenli olmak , yine yeni neslin dezavantajlı yönleri ise yüksek beklenti, sabırsızlık ve kendine aşırı güven olduğu belirtiliyor.

Yeni neslin işe alımı ve yönetilmesi konusunda 56 farklı firmanın katıldığı araştırmada ise yönetim açısından dikkat edilmesi gereken noktalarda;

Açık ve net iletişim kurmak


• Anında geri bildirimde bulunmak


• Rehberlik etmek

ilk sıralarda yer alırken yeni nesil çalışanların, teknoloji kullanımında eski çalışanlara göre de iyi durumda bulunmasının önemli bir avantaj sağladığı ifade ediliyor. İstihdam edilebilirlik açısından yeni nesil sektörleri ve meslekleri tanıma konusunda bilinçsiz sayılmıyorlar, ancak bilinçli olduğu da söylenemiyor.

Sürdürülebilir iş yaşamı açısından ise yeni nesil için

Hızlı yükselebilme


• Ücret ve yan haklar


• Öğrenme ve gelişim fırsatları

şirkette kalma veya gitme kararında en etkili faktörler olarak sıralanıyor.

Araştırmalar bu sonuçları ortaya çıkarsa da, işin sosyal boyutunu göz ardı etmemek gerekiyor.

ECO TİME ve AIRPORT TV

Çarşamba günü İstanbul merkezli Airport TV’ de her sabah yayınlanan, Yaprak Hırka ve Halidun Aksakal’ ın birlikte hazırladığı ve sponsorluğunu TAV’ ın yaptığı Eco Time programında programı sunan Yaprak Hırka’ nın canlı yayın konuğuydum. Her ikisi de genç, iletişimi güçlü ve konularına çok hakimler ve bunun sonucunda çok güzel bir program ortaya çıkıyor. Açıkçası söyleşinin bitmesini hiç istemedim desem yalan olmaz.

Söyleşimizin konusu Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Lojistik sektörüydü. Küresel rekabet edilebilirlik için Lojistiğin ülkeler ve firmalar için önemi ve lojistiğin yaşamın her alanında yer aldığını vurguladığım söyleşinin son bölümünde, söz gençlerin istihdamına geldi. Yaprak Hırka’ nın Lojistik sektöründe istihdam edilebilirlik konusunda gençlerimizin hangi donanıma sahip olması gerekiyor? Sorusuna cevabım çok netti;

Teknolojiyi kullanma konusunda yetkinlik


• Mesleki eğitim ve sektörel bilgi


• Türkçeyi düzgün kullanma ve yabancı dil


• İletişim

Her paylaşımımda önemle savunduğum bir konu var. Hangi mesleği yaparsanız yapın iletişiminiz her zaman çok güçlü olmalıdır.

Bu konuda önümüzdeki hafta sizlerle paylaşıma devam edeceğim.

Haftaya buluşmak üzere…

Hoşçakalın…

Hiç yorum yok: