24 Mayıs 2010 Pazartesi

KOLTUK ve GELECEK




Makam ve koltuk. Son bir haftanın gündeminde yoğun bir şekilde yer alsa da kurumlardan başlayarak ülkelere kadar, ilerlemenin, gelişmenin ve geleceğin önündeki en önemli engel olarak karşımıza çıkmaktadır.

“Geleceğimizin güvencesi gençlerimizdir” sözü de işte bu noktada maalesef sadece sözde kalmaktadır bu tablo karşısında. Nasıl kalmasın ki…

Buradaki en büyük sorun, ilgili makama ait olan bu koltuğu kendi malvarlığı olarak görüp, oturma hakkı sanki ömür boyu - ki ömrün ne kadar olduğunu kendisi de bilmiyor - kendisine aitmiş gibi gören insanlardır. Ve inanamadığım veya inanmak istemediğim şey de bu insanların etraflarına bu makam ve koltuk benim hakkım ve benden başka kimse dolduramaz düşüncesini mucizeler(!) olana dek kabul ettirmiş olmalarıdır.

Temsil ettiğin kuruma ve topluma hizmet edilmiş olsa da, yeri ve zamanı geldiğinde orayı bırakabilmek olgunluğunu veya erdemini ne yazık ki bu insanlar gösterememektedir.

İşin bir başka boyutu da, ekip içinden yeni adayların yetişmesine de izin verilmemesidir.

İşte lider olarak tanımladığımız ama maalesef o olgunluğu elde edememiş bu insanlar kazandırdıklarından çok kaybettirdikleri ile hatırlanmaktadırlar o koltuktan ayrıldıklarında.

Peki sorun sadece o insanlardan mı kaynaklanmaktadır?

Ekibin içinde yer alanların hiç mi sorumluluğu yoktur? Sorun kemikleşene kadar kendileri ne yapmıştır? Yoksa menfaatler mi, beklentiler mi sorunun kemikleşmesine neden olmuştur.

Bir bakarsınız mucize(!) olmuş ve değişim gerçekleşmiştir. Makam boşalmıştır. Ve bazı ekip üyelerinin söylemleri de hemen değişivermiştir;

Hayat devam ediyor.

Asıl önemli olan kurumun devamlılığıdır. Bunun için değişim şarttır.

Bu söylemlere mi saygı duyar sınız?

Veya sözünün eri olup kurumun devamlılığı için başından sonuna kadar değişimi destekleyenlere mi saygı duyarsınız?

Bu gün artık her alana giren Politika çok bilinmeyenli bir denklem gibi görünür ama aslında çok basit, düz bir bakış açısı vardır.

Dün dündür bu gün bu gündür…

Bir bakış açısıyla doğru.

Dünde kalmayacaksın.

Ama dünü de unutmayacaksın,

Tecrübe orada saklı

Bu günü yaşayacaksın,

Ama geleceği unutmadan

Başarı oraya, yarının hedefine ulaşabilmektir.

Onun için başarı sürdürülebilir olmalıdır.

Tabii ki tek başına değil hep beraber, paylaşarak…

Onun için bizim gerçek liderlere ihtiyacımız var

Kültürleri, becerileri ve kişilikleri biz olan

Demokrasi anlayışı biz olan.

Şayet yoksa sizde bu özellikler, ne görev verin ne de göreve talip olun.

Buna rağmen görev verenler ve görev alanlar unutmayın ki geleceğin önündeki engel sizsiniz.

Hem kurumlar için hem ülke için.

Hiç yorum yok: