7 Nisan 2010 Çarşamba

İKİ İNSAN İKİ YAKLAŞIM


Bu güne kadar insanlar konusunda bir çok tanımlamalar yapılmıştır. Renk tercihlerinden kıyafet seçimlerine kadar bir çok kriterle karakter tahlilleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Elde edilen bu sonuçların çoğu bir araştırmaya dayandırılsa da uygulama da farklılıklar göze çarpmaktadır. İnsanların nasıl bir yapıya sahip olduklarını, bakış açılarını yaklaşık olarak belirlemeye yönelik olan araştırmalar bir noktaya kadar kabul edilebilir.

Konunun esas tamamlayıcısı gözlem ve uygulamalardır. Çalışma yaşamımdaki gözlemlerim beni bu konuda iki sonuca götürdü. Bu gün sizlerle bu iki sonucu paylaşacağım.

İşletmelerde kurumsallaşma ve kalite çalışmaları çerçevesinde çalışanlar için görev tanımları yapılmaktadır. Yapılan bu görev tanımları verimlilik açısından da oldukça önemlidir. Özellikle başarıya ulaşma yolunda. Nasıl? diye sorarsanız, çalışanın işi ile ilgili sorumluluklarını bilmesi ve yapılan görev tanımı kendisine başarıya ulaşmada yol gösterici olacaktır.

Ne yazık ki böylesine bir tanımlama yapılsa bile sistemin doğru işlemesinin önünde ciddi bir engel çıkmaktadır. Başarıya ulaşmadaki en büyük engel de kişinin kendisidir.

İşte bu başarısızlığının önündeki iki insan.

KENDİ İŞİN Mİ BAŞKALARI MI?

Çalışanın görev tanımı ve kendisine yapması için verilen iş bellidir. Ama o kendi işi ile uğraşmaktan çok başkalarının işini takip eder ve eleştirir. Çünkü başarısızlığın nedeni hep başkalarıdır. Kendi eksikliğini başkalarını gündeme getirerek kapatmaya çalışır. Asla kendi işi öncelikli değildir. Zaten öncelikli olsa da yeteneği kısıtlıdır.

Var mıdır böyle insanlar? Hem de çok. Onların başarıya ulaşması imkansızdır. Ama sisteme verdikleri zarar kendilerine verdikleri zarardan daha büyüktür.

BENİM İŞİM SADECE BUDUR?

Başarıya ulaşmada engel olan ikinci insan tipidir. Sadece verilen işi yapar. Standarttır ve işini farklılaştırmayı asla düşünmez. Hani ne uzar ne kısalır diye bir tanımlama vardır. İşte aynen öyle. Ne kendisi uzar ne de çalıştığı kurumu uzatır. Yukarılara taşır. Birinci insan tipine göre en azından verilen işi yapıyor olması önemlidir.

Bu tip insanlarda oldukça fazladır. Ve bir kurumda her iki tip çalışanın yer aldığını düşündüğünüzde başarıya ulaşmada ki yük birkaç kişinin omuzlarına binmektedir.

Yeri gelmişken burada yöneticilere ve liderlere bir parantez açarak bir iki noktayı hatırlatmakta fayda görüyorum.

Omuzlarına o yükün bindiğini gördüğüm insanların en büyük sorununun takdir edilmemek olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Burada takdiri hem manevi hem de maddi olarak ele almak gerekmektedir.

Ekibinizle performansa yönelik konuştuğunuzda genelleme yapmayın. Bazı arkadaşlar işin gereğini yapmıyor ( Kimdir o bazı arkadaşlar?), aslında herkes çok çalışıyor (Gerçekten herkes çok mu çalışıyor?) gibi. Bu yaklaşım tarzı kesinlikle yanlıştır ve motivasyonu olumsuz etkilemektedir. Ayrıca çalışan gözünde ciddi şekilde sorgulanırsınız.

Gelelim tekrar konumuzun özüne, kendi başarımız ve çalıştığımız kurumun başarısı, yapacağımız işin üzerine çıkabilmekten ve değer yaratabilmekten geçmektedir.

Sınırların ötesine geçmeyi başarmak mı yoksa sıradan olmak mı…


Karar sizin.

Hiç yorum yok: