FİKİR HIRSIZI OLMANIN TEKNİKLERİ
Yaşamda belki de en çok karşılaşılan hırsızlık türüdür. Fikir hırsızlığı. Ve çoğunlukla da paylaşımcı ve yaratıcı insanların başına gelir fikri olarak soyulmak. Çünkü onun hedefinde fikir hırsızlığı değil paylaşımcılık vardır. Fikirlerin paylaşılarak büyüyeceğine, gelişeceğine ve hayata geçeceğine inanır. İnanç bu yönde olunca da samimi bir şekilde yaratıcı fikirlerini etrafındakilerle paylaşır.
En çok da iş ortamında karşılaşılır fikir hırsızlığı ile. Bir bakarsınız fikir sizden çıkmış başka ellerden, başka dillerden Genel Müdürünüze sunulmuş veya fikir hırsızınız sizin fikrinizi iş arkadaşlarınıza kendi düşüncesiymiş gibi aktarmaya başlamış bile.
Ya yöneticiniz, o da aynı yapının, anlayışın bir parçası mı sizce? Projelerinizi, düşüncelerinizi paylaştığınızda o projeleri sizin adınıza mı aktarıyor yoksa kendi adına mı uyguluyor? Her ikisi de olabilir.
Fikir hırsızlığı için çağımızın en yaygın hastalıklarından biridir diyebiliriz. Aslında bu iş ayrı bir teknik gerektiriyor. Ve o teknikleri kullanabilmek için de inançsız ve zavallı bir yürek. Bu arada zeki insanlar olduklarını da söylemeden geçemeyeceğim.
Fikir hırsızlarının kullandığı tekniklerden bir tanesi yoğun eleştiri ile gerçekten yaratıcı ve uygulandığında ses getirecek olan fikrinizi önce elimine etmektir. Eğer özgüveniniz tam değilse bu baskıdan rahatlıkla etkilenir, mücadeleyi oracıkta bırakabilirsiniz. Sonrası mı? Fikrinizi en çok eleştiren kişi bir bakmışsınız işin sahibi oluvermiş. Uygulanmasına gelince ise işte orada başarısız oluyorlar.
Bir proje toplantısındasınız. Siz heyecanla düşüncenizi aktarıyorsunuz. O sırada bir ses;
“Ben bunu daha önce düşünmüştüm” der.
Fikir hırsızı yine ilk adımı atmıştır.
Ya da bir başkası “ben de şimdi bunu söyleyecektim.” Der ve söze başlar. Ondan sonra sözü geri almak imkansızdır. Siz sadece dinlemekle yetinirsiniz. Fikriniz artık onun fikri olmuştur.
Fikir hırsızlığı konusunda uygulanan bir başka teknik de fikrinize karşı kamuoyu oluşturmaktır. Tabi fısıltı gazetesi yoluyla. Amaç bu güzel ve etkili fikri kendisine mal ederek ve sonrasında farklıymış gibi süsleyip kendi fikriymiş gibi duyurmaktır. Söylem başlangıçta size de farklıymış gibi gelebilir. Ama sonrasında bir bakarsınız ki çıkış noktası sizin fikrinizdir.
Size bir proje verilir. Siz üzerinde günlerce çalışırsınız, emek harcarsınız ve ortaya iyi bir eser çıkardığınızı düşünürsünüz. Ve yöneticinize sunarsınız. Sunduğunuz proje bir, iki, üç değil sürekli eleştiri alır ve siz her defasında değiştirirsiniz. “Ve sonunda çok çalıştın ama olmadı” cevabını alma olasılığınız yüksektir. Ama emin olun o projenin daha sonra hayata geçme olasılığı da aynı oranda yüksektir. Sadece zamanı farklı olacaktır.
Şirkette yaşanan bir sorunun çözümünü bulmuşsunuzdur. Dosyanızı hazırlar ve hemen yöneticinizle paylaşmak istersiniz. Kapıyı heyecanla çalarsınız ve içeri girersiniz. Fikir hırsızının cevabı sizi dinledikten sonra oldukça basit bir cümleden ibarettir;
“Sen şimdi bu dosyayı bırak, ben detaylı bir şekilde inceleyip sana dönerim.” Teşekkür etmeyi de ihmal etmez. Fikir hırsızının size geri döneceğine inandınız mı?
İşte size fikir hırsızlığı konusunda birkaç taktik.
Dikkat edin aranızda ne kadar yetenek yoksunu yaratıcılığı olmayan tekdüze insan varsa, fikir hırsızları hep onların arasından çıkar. Çünkü onların kendilerini gösterebilmesinin tek yolu fikir hırsızlığıdır.
Ama o insanların bilmediği bir şey vardır ki, o da işin kaynağının fikir sahibinde olduğudur. Ve o fikri en iyi şekilde hayata geçirebilecek olan da odur. Çünkü işin heyecanı da kendisindedir.
İş yaşamında bu olumsuzlukların yanında fikre değer veren, hakkını sahibine teslim eden nice insan ve yönetici vardır. Buradan onlara gönül dolusu tebrik ve teşekkür. Değerlere sahip çıktıkları için.
Siz siz olun fikrinize sahip olun. Eğer fikrinize sahip olamayıp hayata geçiremediyseniz itiraz hakkınız olmaz.
Cevap bellidir;
“Sende fikrine sahip çıksaydın.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder